Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
Antalya Saat Kulesi’nin İnşası
Share 10 April 2014

HAKKI Acun’un “Anadolu Saat Kuleleri” adlı eserinden öğrendiğimize göre saat konusunda en eski ve en önemli eser Artuk Oğulları’na hizmet eden El-Cezeri’nin 1205 yılında yazdığı eseridir. Saat yapımı hakkında Osmanlı Padişahı III. Murat zamanında yaşayan Takiyüddin’in (1526-1585) eserleri önemlidir. Bu bilgilerden anlaşıldığına göre şark dünyasının saatin gelişmesinde önemli bir payı vardır.

Saatler işlevleri bakımından cep, ev, ve kule saatleri olarak üçe ayrılmaktadır. Kule saat i yapma geleneği batı dünyası tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu saatler Avrupa’da XIII. yüzyıldan itibaren kilise ve saray idelerinde görülmeye başlar. Ama saat kulesi yapma geleneği Avrupa’da XIV. yüzyılda yaygınlaşmaya başlamıştır. Kanuni döneminin sonlannda Osmanlı topraklarında elçi ve seyyah olarak bulunan Ogier Ghiselin Von Busbeck ve Hans Dernschwam, bu topraklarda saat kulesine rastlanmaz demektedir. Ama III. Murat döneminden itibaren öncelikle Rumeli topraklarında (Banyaluka Ferhat Paşa Camii Saat Kulesi 1577, Üsküp Saat Kulesi 1593) olmak üzere Osmanlı ülkesinde saat kulesi yapılmaya başlar. XIX. yüzyıl ile beraber saat kuleleri Anadolu’da (Balıkesir Saat Kulesi 1827, Burdur Saat Kulesi 1830, Erzurum Saat Kulesi 1843, Konya Saat Kulesi 1872) önemli oranda artar. Ama İstanbul ve Anadolu’da saat kulesi esas yaygınlığını II. Abdülhamit devrinde yaşadı. Örneğin Adana’da 1882, Ankara’da 1884 yılında birer saat kulesi yaptırılır. II. Abdülhamit, tahta çıkışının 25. sene-i devriyesinde (1901) valilere saat kulesi yapımıyla ilgili gönderdiği ferman ile bu tarzı Anadolu’nun bütün köşelerine kadar yaymıştır.

Antalya Saat Kulesi’nin inşa edileceği şehir surlarının durumu ile ilgili dönemin kaynaklan şunları söylemektedir. Otto Benndorf önderliğindeki Karia ve Lykia gezisine katılan Yüzbaşı Ernst Krickl’in 1892 Lykia Günlüğü” adlı eserinde bulunan III-19 nolu resmin altında ” vor den Stadtmauern von Adalia/Adalia surlarının önünde” yazmakla beraber görüntü Kale Kapısı mevkii olarak yorumlanmaktadır. Burada görülen burçların birinin üzerinde gelecekte Antalya Saat Kulesi yükselecektir. Bu arada XX. Yüzyılın başlarında Antalya surlarının yıkımı gündeme gelmiştir. Societa Commerciale D’Oriente uzmanlarının raporunda (1918’den sonra basıldı) Antalya suru ve yıkımı hakkında şunları okuyoruz: “Antalya şehrinin tamâmı, kuvve-i inbâtiyeden mahrum sedleriyle çıplak yokuşları arasında yeşil vahâ gibi inşâ edilmiş olup , burçları ve kaleleri bulunan eski bir sur ile muhât ve da’iren ma-dar yolları ve kalelerde medhalleri bulunmakdadır. Surun divarlarının âsâr-ı atıka noktâ-i nazarından bir kıymet-i mahsûsayı hâiz olmaları şübhelidir, binaenaleyh 1914 senesinde başlayan hedm ameliyesi sanayi’-i nefise için ehemmiyetsiz bir ziyâ ve sıhhat*i umûmiye için azîm bir fâide teşkil eder. Ma’mâfih baz’ akşamı nâ-kâbil inkâr bir kıymet-i târihiyyeyi hâizdir.” Bu ifadeden I. Dünya savaşının başladığı yıl surların kapılarıyla beraber sağlam olduğunu ama kuvve-i inbatiyeyi engellediği için umumi sağlık gerekçesiyle yıkılmasının faydalı olduğunu öğreniyoruz.

Bu dönemde Antalya tarihi üzerine araştırma yapmaya başlayan Süleyman Fikri Bey (Erten), 1922 yılında yayınladığı “Antalya Livası Tarihi” adlı eserinde surlann 1914 yılında hükümet konağının güney kısmından yıkılmaya başlandığını belirtmekle beraber saat kulesinden nedense söz etmez. Bu bilgilerden öyle anlaşılıyor ki surlann yıkım işi saat kulesinin yapılacağı Kale Kapısı mevkiine ulaşmamıştır. Çünkü saat kulesi inşaatı devam ederken Antalya’ya gelen (20 Mayıs 1921) ve kuleden söz etmeyen Mısırlı Prenses Kadriye Hüseyin, Kale Kapısı mevkii ve surları hakkında “iner-kalkar köprü, hendek, şurasında burasında bir tarih ve Kur’an ayetleri taşıyan kitabeler bulunan, tasavvur edilemeyecek kalın duvarlar, hepsi yerli yerinde” demektedir. Antalya surlannın ayakta kalmasında İtalya’nın Antalya Konsolosu olan Marki Franti’nin de etkisi olduğunu söyleyebiliriz. Albay Mehmet Şefik Bey (Aker) I. Dünya savaşının son senesinde görevi gereği Antalya’da bulunduğu sırada halktan şunları dinlemişti. Konsolos, Antalya kale bedenlerinden iki taş sökseler elinde bastonu ile derhal oraya kavası ile gider ve “Bu asar Romalıların yani İtalyanların asandrı Bunları hiç kimse tahrip edemez” derdi.

Saat kulesi ve Antalya tarihi üzerine kalem oynatanlar, Antalya Saat Kulesi’nin II. Abdülhamit devrinde yapıldığını bu güne kadar yaza gelmişlerdir. Bunların bazılan Antalya Saat Kulesi’nin XIX. yüzyılın başında yapıldığını yazarken, bazılan da XIX. yüzyılın sonlannda yapıldığını yazmaktadır. Benim gibi II. Abdülhamit’in saltanatının 25. sene-i devriyesinde valilere gönderilen ferman çerçevesinde inşa edildiğini (İzmir Saat Kulesi gibi) düşünenler de oldu. Ama Antalya’da Anadolu gazetesinde yer alan haberlere güre bu bilgilerin doğru olmadığım görüyoruz. Çünkü İzmir’in işgali üzerine Antalya’ya göç eden İzmirliler, Milli Mücadele döneminde Asansör gibi saat kulesinin yapımını gündeme getirmişlerdir. Bu dönemde Antalya Saat Kulesi bir İzmir esintisi olarak Antalya Belediyesi tarafından inşa edilmiştir Ancak Milli Mücadele döneminde Antalya limanının Ankara’ya ulaşan iki yoldan birisinin başlangıcı olduğu (diğeri İnebolu yolu) gerçeğini de gözden uzak tutmamak icap eder. Çünkü Antalya Saat Kulesi’nin inşa yerinin seçimi Ankara Saat Kulesi’ne benzemektedir. 9 Ocak 1921 tarihli Antalya’da Anadolu gazetesinde yer alan “Meclls-i İdare” başlıklı haberde “Başlanılmış olan saat kulesinin tarz-ı inşası hakkında ihtilaf-ı efkar hasıl olduğundan öbür ictimaında tezakir edilmesine…” karar verildiği yazmaktaydı. Bu haberden Antalya Saat Kulesi’nin inşaatına yeni başlanıldığını ve inşaat tarzı hakkında genel bir tartışma olduğundan kararın öbür toplantıya bırakıldığını anlamaktayız. Aynı gazetenin 17 Ocak 1921 tarihli nüshasında yer alan “Saat Kulesi’nin Başına Gelenler” başlıklı haberde şöyle yazıyordu: “Şehrimizde bir saat kulesi inşası tasavvur edilir ve işe de başlanılır. Fakat bir müddet geçer geçmez inşaata bir tevkif arız olur. Buna herkes şaşar. Meğer mesele gayet basit bir ihtilafdan ibaretmiş. Keşifname münderecatıyla Belediye’nin şartnamesi birbirine tevakkuf etmediğinden müteahid inşaatı tatil etmiş, bu itilafı bertaraf etmek arzusunda bulunan Mutasarrıfımız Aşir Bey Efendi işi Medis-i idare’ye havale eder. Medis-i İdare geçen ki ictimaında Nafia Mühendisi’yle Belediye Reisi’ni celbine ve aralarında bir itilaf akdine karar vermişdir. inşallah hüsn-ü muvaffakiyetle neticelenir.” Antalya Saat Kulesi ile ilgili ihtilaflar bitmiş ve inşaat tamamlanmış olmalı ki 6 Temmuz 1921 tarihli Antalya Anadolu gazetesinde yer alan “Müzayede” başlıklı haberde “Kiralık saat kulesine pek çok talebler zuhur etmiş ve Ser bayi’ Nuri Çavuşa bugüne kadar bin beş yüz istida’ verilmişdir. Bunun içün talihlerin musib görülenleri arasında müzayede yapılacağını” okuyoruz. Bu arada aynı gazetenin 20 Temmuz 1921 tarihli nüshasında yer alan “Belediye Riyaseti’nden” başlıklı haberde “Müceddeden inşa edilen kuleye vaz‘ ve tatbik edilecek şehir saatinin tamir ve noksan aletlerinin ikmali içün kırk sekiz saat sonra ihale kılınmak üzere dukuz bin beş yüz guruşdan askıya alındığından talihlerin Belediye’ye müracaatları”istenmektedir.
Bu haberden Antalya Saat Kulesi inşaatının bitirildiğini ve yerleştirilecek saatin eski bir saat olduğunu anlıyoruz. Çünkü bu ihale saatin tamiri ve noksan aletlerinin tamamlanması için açılmıştır. Böylece Antalya diğer Anadolu şehirleri gibi geç de olsa Milli Mücadele döneminde (1921) bir Saat Kulesi’ne kavuşmuştur.


Ankara Saat Kulesi dış kalenin Hisar Kapısı üzerinde yer aldığı gibi Antalya Saat Kulesi de Kale Kapısı mevkiinde dış surlar üzerinde yer almaktadır. Saat Kulesi kalın beşgen bir burç üzerinde daha küçük kare planlı olarak yükselmekte ve soğan başı şeklinde alemli bir kubbe ile örtülüdür. Ayrıca kule bedeninin dört tarafına birer saat yerleştirilmiştir.1929 yılında Cenubi-Garbi Anadolu’nun Türk mimarisini inceleyen İstanbul Robert Kolej hocalarından Rudolf M. Riefstahl, Amerika’da Harvard Üniversitesi’nde 1931 yılında yayınladığı eserinde bulunan ve Kapısı mevkiini gösteren fotoğrafta alemi havi kubbeli Antalya ¿ir: Kulesi ile Antalya’da Anadolu gazetesinde sözü edilen büfe görülmektedir. Ama bu dönemde Kale Kapısı mevkiinde surların Belediye tarafından yıkıldığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Çünkü surların yıkımı konusunda Maarif Eminliği, Vilayet ve Belediye arasında bir dizi yazışma yapılmıştır. Belediye kararında ısrarlı davranınca Maarif Eminliği 20.10.1929 tarihli yazısıyla Asar-ı Atika Müfettişi talep etmiştir. Bu tarihten sonra Antalya Saat Kulesi hakkında sağlıklı bilgi edinemedik.
1952 yılında yayınlanan “Turistik Antalya” adlı eserin sonunda bulunan külahsız Yivli Minare fotoğrafı ile Nezih Başgelen’in eserinde bulunan külahsız Yivli Minare ve kubbeli saat kulesini gösteren fotoğraf bir arada düşünüldüğünde 1950’den sonra Antalya Saat Kulesi’nin kubbesinin yıkıldığı veya kaldırıldığı söylenebilir. Ancak 2003 yılında an Antalya Kültür Envanteri’ne göre 1930’lardan sonra yapılan bir onarımda saat kulesinin kubbesi kaldırılmış ve çatının dört tarafına . beşerli dendaneler ilave edilmiştir. Kuleye takılan ilk saatin ne olduğu bilinmemekle beraber mekanizmanın çanı günümüze kadar ulaşmıştır.
Bugün görülen saat kadranları ve saatler elekt ronik saat olarak sonradan takılmıştır.
Antalya’nın Kale Kapısı mevkiinde bulunan saat kulesi, yapıldığı yıldan ibaren diğer şehirlerde (İzmir-Konak, Saat Kulesi) olduğu gibi şehrin buluşma noktası olarak kullanılmıştır. Günümüzde de bu sürdürmektedir.


Kaynak : Taç Dergisi / Muhammet Güçlü

5 Yorum
  1. Bugün geçmişten beri aynı haliyle durduğunu zannettiğimiz bir çok yapı aslında nerelerden nerelere gelmiş. Hayret doğrusu.

    musa zeybekoğlu | 11 April 2014

  2. Taş yerinde, güzel çağında, her şey devrinde münasiptir, iyidir ve yerindedir. 19. yüzyılda Osmanlı’da ortaya çıkan saat kuleleri o dönemi yansıtan mimari eserlerimizdir. Kimsenin bırakın koluna saat almayı evine dahi almakta zorlandığı o devirde cemiyetin işini görmesi için saatler kulelere konmuş ve cemiyetin istifadesine sunulmuştur.

    Şimdilerde ise medeniyet idraki ve telakkisi tam edinilmeden ve dahi günümüze irca ettirilmeden bir meta imiş gibi taklit saat kuleleri -özellikle de- eski şehir dokularımıza yamanmaya çalışılmaktadır. Dahası bu saatler düzgün çalışmamakta, dört bir taraftaki saatler dört çeşit zamanı göstermektedir. Çoğu kişinin kolundaki saati bile çıkarıp cep telefonunu saat olarak kullandığı bir dönemde ecdat ile yarışırcasına, ne hikmetse ve ne inatsa saat kuleleri yapılmaya devam edilmektedir. Aynen ortaçağ kentlerinde yer alan ve o zamana göre ihtiyaç olan kent kapılarının 21. yüzyılda da yapılmasında inat edildiği gibi.

    İşte biz buna günümüzde mimaride ya da şehircilikte irtica diyoruz.

    Hayati Binler | 13 April 2014

  3. Evet kol saatinin herkeste olmadığı, köstekli saatler taşıyan göreli olarak yaşlıca insanlara sık sık saat sorulan zamanlarda kentlerin saat kulesi hep anlamlı olmuştur. 19. ve hatta 20 yy larda bile saat kuleleri bir kentin landmarkları olmuştur.
    Kalekapısı üzerindeki bu kule biraz sonradan yapılmış, dönemler itibariyle katmanların üst üste geldiği yapıdır. Baştan tasarlanmış gibi bir kule değil, kale surlarına sonradan düşünülerek yapılmış bir kuledir.
    Antalya için simgesel bir değeri var şüphesiz ve o simge bugün tarihi çarşıyı ve tarihi kenti ifade etmeye devam ediyor.

    zehra orkun | 15 April 2014

  4. Çok nostalji ve bilgi dolu bir yazı. Kentlere kimliğini bu tarz noktalar veriyor hakikaten. Antalya denince de Kalekapısı ve Saat Kulesi elbette.

    perran su | 16 April 2014

  5. Kalekapısı ve çevresi için yapılmış kentsel tasarım yarışmasının bütün kurallarına uyulsaydı bugün daha başka bir Antalya merkezi olurdu. Yine de Antalya tarihi kent ve kaleiçi müthiş bir korunmuş yer olma özelliği ile turizmin incisi. Saat kulesi hakikaten bir kapı başı, başlangıç noktası gibidir.

    Adil Akyurt | 19 April 2014


Yorum yazmak için


Amerikalı mimarlar Tod Williams ve Billie Tsien, Japonya Sanat Birliği’nin 2019 Praemium Imperiale ödülünü  kazandı.       2019 Praemium Imperiale mimarisi, Tod Williams ve Billie Tsien’i ödüllendirdi. Fotoğrafı çeken Taylor Jewell     Her yıl verilen Praemium Imperiale, mimarlık, heykel, müzik, resim ve tiyatro ya da film alanlarında “büyük uluslararası etki” yapan sanatçıları tanır. [...]
ARŞİV
Subscribe