Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
“Zorla Tahliyeler Olimpiyatın Kirli Yüzü”
Share 22 August 2013

Yüksek Mimar Sena Özfiliz ve BM-Habitat AGFE yerel uzmanı Cihan Uzunçarşılı, İstanbul’da olası bir olimpiyatın kente ve topluma getireceği olumsuz sonuçları bianet’e anlattı.

Olimpiyat 2020′nin hangi ülkede yapılacağı 7 Eylül’de açıklanacak.

İstanbul’un Madrid ve Tokyo ile yarışında Gezi Direnişi’nin ve doping skandalının da olumsuz bir etkisi olduğu tartışılıyor. Bu yüzden İstanbul için lobi çalışmaları üst düzey yetkililer nezdinden son hızla devam ediyor.

Beşince kez olimpiyatlara başvuran ve üçüncü kez aday gösterilen Türkiye, spora katılımın teşviki, yeni spor tesisleri, turizm gelirleri, istihdam artışı ile kamuoyu desteği almaya çalışıyor.

Peki, dev stadyumları, havai fişekleriyle binlerce turist çeken görkemiyle olimpiyatlar sahiden bir ülkeye ne getirir?

İstanbul’da Olimpiyatlar için düşünülen 37 tesisten 11’i hâlihazırda mevcut. Aralarında Olimpiyat Köyü ve Paralimpik Köy ile Medya Köyü’nün de bulunduğu diğer 26 tesisin, 20’sinin kalıcı, 6’sının geçici (sökülebilir) olması planlanıyor.

Bu tesisler kentin tarihi bölgelerinde (Yedikule, Harem) kamusal mekânlarında (Haydarpaşa), yeşil alanlarında (Belgrat Ormanları ve Esenler) ve sahillerinde (Boğaziçi kıyısı) inşa edilecek.

İstanbul 2020’nin önerdiği 19,7 milyar dolarlık yatırım miktarının diğer adaylara göre Tokyo’nun 4, Madrid’in 10 katı.

Yüksek Mimar ve Uluslararası Mimarlar Birliği, Spor ve Serbest Zaman Değerlendirme Yapıları Çalışma Grubu (UIA Sports & Leisure Work Group) üyesi Sena Özfiliz ve BM-Habitat AGFE yerel uzmanı ve konut hakkı savunucusu Cihan Baysal Uzunçarşılı sorularımızı yanıtladı.

4 milyon insan yerinden edildi

Neden olimpiyatlara hayır?

CB: Olimpiyatlar, 1992 Barcelona’dan bu yana ideallerinden uzaklaşmış, neoliberal ekonomi politikalarla eşgüdüm içinde kentlerin pazarlanmalarının araçlarına dönüştürüldü. Kentler allanıp pullanıp görkemli bir şov, bir etkinlik üzerinden sermayenin birikim araçları oldu. Oyunlar, ekonomik büyüme için fırsat görülüyor. Büyük altyapı projeleri, kentsel yenileme, emlak yatırımları Olimpiyat kentlerindeki olağan faaliyetler. Nitekim Türkiye’nin Olimpiyat raporu da böyle bir inşaatçı/ müteahhit görüşü taşıyor. Spor bunun neresinde?

Peki ya sosyal maliyeti?

CB: Bu projeler yıkım getiriyor. Genellikle kentlerin ‘’pislik’’, “çirkinlik”, “çarpıklık” olarak kabul edilen alt gelir grubuna ait nüfusları kent merkezlerinden dışarı atılıyor. Zorla tahliyeler ve mahalle yıkımları Olimpiyat şaşasının ardındaki kirli yüz.

Uluslararası konut hakkı örgütünün [The Centre on Housing Rights and Evictions/COHRE] raporu 1998-2008 yılları arasında yapılan Olimpiyat Oyunlarında 4 milyondan fazla insanın zorla tahliye edildiğine dikkat çekiyor. BM Konut Hakkı Raportörü Rolnik’in raporu ise zorla tahliye sayılarındaki artışın yanı sıra, mega -etkinliklerin soylulaştırma etkilerine, kira artışlarına ve ayrıca devletlerin sosyal konut politikalarına olumsuz etkilerine değiniyor.

Ama bu kirli yüz maalesef o şaşaa, görkem ve insanlıktı, kardeşlikti söylemleri arasından fark edilemiyor.İnsanların milliyetçi hisleri kabarıyor, sağlıklı göremiyorlar.

Yıkımlar olimpiyatla meşrulaşacak

İstanbul’u nasıl etkiler?

CB: Hatırlayalım, olimpiyat stadının yapılmasıyla Ayazma’nın birdenbire nasıl çekim alanı olduğunu, yıkım sürecinin nasıl hızlandığı ve oradaki tüm diğer mahallelerin de nasıl yıkımlarla karşı karşıya kalacağını. 2020 haritasına bakın. Yedikule bostanlarını konuşuyoruz bu aralar, ucu Olimpiyatlara dayanıyor.

Ayrıca şu anda rantı arttığı için sermayeye pazarlanmak üzere dönüşüm altına alınan mahallelerin tümünde Olimpiyatlar bahanesiyle yıkımlar meşrulaştırılacak. Önceki Konut Hakkı Raportörü Miloon Kothari, İstanbul’u ziyaret ettiğinde boşuna “olimpiyat İstanbul için felaket olur” demedi. Kothari ayrıca Commonwealth Oyunları bahanesiyle memleketi Yeni Delhi’de yıkılan mahallelerin çoğunda tesis falan yapılmadığını buralardaki yoksul nüfusların sürülmelerinden sonra yaşam alanlarının lüks projelere açılmak istendiğini da anlattı.

Aynı senaryoyu yaşayacağız. Kentin sosyo-mekansal ayrıştırılması ki kesinlike durdurulması gerek, tam aksine hızlanacak. Ayrıca, kamuoyunda kentsel dönüşüme karşı yükselen mücadele olimpiyat gölgesi altında kalacak.

Çin’de, 1,5 milyon insanı olimpiyat tesisleri uğruna yerinden edildi. Tarihi Dazhalan mahallesi butik otel ve alışveriş merkezleri için yerle bir ediliyor.Vancouver’de yerli halkların topraklarına el kondu, tesisler buralara inşa edildi. Rio su anda favela yıkımlarıyla sarsılıyor. Londra’da sosyal konutlar, alt gelir gruplarının mahalleleri yıkıldı. Mahalleli neden istesin evini başına yıkacak Oyunu?

Çevreye ve doğaya maliyetleri de felaket. Istanbul 2020 tesislerinin harita üzerlerindeki yerlerine iyice bakın, yeşil alanları, su havzalarını mahvedecek. 420 km kare bir alan var Kuzey’e Kaardeniz’e kadar dayanan, bu harita yeni ortaya çıktı, ekokırımın en alası orada olacak.

Atina ve Brezilya’daki krizde de etkisi var

Ya işin ekonomik boyutu?

CB: Bütçeler hiçbir zaman planları tutmuyor, genelde 10’a katlanma var. Atina’da hesaplanan maliyet 1,6 milyar dolarken, gerçekte 16 milyar dolara çıktı. Yunanistan’ın bugünkü ekonomik krizinde Olimpiyat Oyunları’nın payı göz ardı edilemez. Londra’da bütçenin dörde katlandığını söylüyorlar ama bunun içine çok yüksek mali götürüsü olan güvenlik dahil edilmemiş. 2010 Vancouver Kış Olimpiyatları’nda da orijinal bütçe 660 milyon dolarken, maliyet 5 milyar dolara çıkmış. Brezilya’daki son patlamaların dibinde Olimpiyatların yol açtığı müthiş mali tablo var.
Londra’da güya sosyal konut yapacaklardı!

Siz, Çin ve Londra’da bizzat olimpiyat tesislerini de gezdiniz. Olimpiyatların alınmasına en çok sevinecek kişi siz olmalısınız, çünkü uzmanlık alanınızla ilgili bir sürü tesis yapılacak. Peki neden karşısınız?

SÖ: Olimpiyatlarla ilgili en büyük hayal kırıklığım Londra Olimpiyatlarını izleyen süreçte oldu. Londra’da adaylık aşamasında sürdürebilirlik üzerine önemli argümanlar koydular ama istenen düzeyde bir başarıya henüz ulaşamadılar.

Olimpiyat Köyü’nde Yaptıkları binaları daha sonra önemli bir bölümü dar gelirlilere ayrılacak konut şeklinde düşündüler. Ancak şimdi tamamen yüksek gelirlilere konut olarak dönüştürülme çabası içindeler. Çünkü orası Londra’nın en yenilenmiş bölgesi. Bu yüzden dar gelirlileri bir kenara itip aslında orayı pazarlamaya çalışıyorlar. Zaten öncesinde de çevreye makyaj yapmak adına çevredeki konutların bir bölümünü yıkıp insanları başka yerlere sürdüler.

En başta 80 bin kapasiteli bir stad yapıldı. Normalde olimpiyatlar sonrası bu stadın kapasitesinin 25 bine düşürüleceği söylenmişti ama oraya bir futbol kulübü talip oldu stadı o şekilde mevcut kapasitesiyle kullanmaya karar verdiler. Stadı futbol kullanımına dönüştürmek ekstra bir maliyet getirecek.

İlk kez açılış kapanışa özel stadyum yapılacak

Bizde de Haydarpaşa’da sadece açılış kapanış törenleri için 70 bin kişi kapasiteli Boğziçi tören stadyumu yapılacak. İlk defa olimpiyatlar tarihinde açılış ve kapanış töreni için ayrı bir yer tasarlanıyor. Biz bu kadar zengin bir ülke miyiz? Bu stadyumun maliyeti de 500 milyon dolar civarında. Buranın gelecekte bir kısmının sökülerek konser alanı olarak kalması öngörülüyor. Londra’da baştan tasarlanıp gerçekleşmeyen şeyin, Türkiye’de olacağını düşünmek bana biraz hayalcilik gibi geliyor.


Çin’de ikonik ama geleceği belirsiz tesisler

* Çin’de terk edilmiş su sporları tesisi

 

Çin 2008, Atina 2004 ve Brezilya 2016 Olimpiyatlarında durum nedir?

SÖ: Çin’e olimpiyatlardan iki ay sonra gittik. Çin’in amacı şuydu; gelişen ekonomi, ucuz işgücü ile kapitalizme açılmak. Çin’in imajını yenilemek üzerine olduğu için orada sürdürülebilirliği hiç dikkate almadılar. Yapılan tesisler anıtsal, ikonik ama sonrasında ne olacağı hiç belli olmayan tesislerdi. Zaten neredeyse hiç kullanılmaz hale geldi.

Atina’da 22 tesisten 21′i çöp

* Atina’da terk edilmiş tesis

Mesela Hutong denen dar gelirlilerin yaşadığı gecekonduları görmüştüm. Bunların bir bölümü yıkılıp yerine yeni mahalleler inşa edildi. Bir bölümü de olimpiyatlar sırasında gözden kaybedilmek üzere üç dört metre yüksekliğinde panolarla kapatılmıştı. Panolarda olimpiyatlarla ilgili sloganlar vardı. En vahim tabii ki Atina (2004 Olimpiyatları) için inanılmaz paralar harcanan 22 tesisten 21′i olimpiyatlar sonrasında hiç kullanılmadı. Hepsi çürümeye terkedildi.
* Çin’de Hutong mahallesi

Brezilya’da Olimpiyat Parkı’nın inşa edildiği deniz kenarında bir mahalle var. Orada da yok edilmek istenen yerinde kalma mücadelesini kazandı. Onun dışında 2011′deki rakamlara göre favelalarda (gecekondu) 170 bin kişi tahliye edildi. Ama şu an bu rakamlar daha büyük.

* Belgrad Ormanı’ndaki tesisler

 

Peki ya İstanbul’da ne olacak?

: Tesis ve altyapıların inşaatına paralel olarak Tarlabaşı’nda yapılan soylulaştırmanın hemen hemen her yerde yapılmaya başlanacağını söyleyebiliriz. Olimpiyatların bütün tesislerini, altyapılarını TOKİ’nin bünyesinde kurulan bir birim yürütecek. Yaklaşık 1/10 oranında özel sektörün katkısı var, gerisi devlet bütçesi. Özel sektörün destek olmasında pek çoğunun gayrımenkul sektöründe de faaliyet göstermesi ve marka değerini artırma beklentisi yatıyor. TOKİ ihalelerinin iştah kabarttığı bir gerçek.

Olimpiyat yerine depreme harcansa?

Olimpiyat yerine?

: Tesislerle ilgili daha mantıklı planlamalar yapılabilirdi. Mesela Haydarpaşa’daki mendireği kapatarak kalıcı bir kürek tesisi haline getirmek yerine neden bunun için Olimpiyat parkına çok yakın olan Küçükçekmece Gölü kullanılmıyor? Haydarpaşa’daki Boğaziçi Stadyumu’na gerçekten gerek var mı? Olimpik şehirler halkın spor yapma imkanını genişletmeye dönük bir planlamada yapmalı. Örneğin Belgrad ormanında kalıcı bir BMX tesisi yapmak yerine bütün kentin kullanacağı bisiklet yolları yaparak bisiklet binen sayısını artırmak daha yararlı değil mi?

CB:
Bu kadar büyük bir bütçeyi, kentin kamusal binaları başta olmak üzere yerleşik mahallerini yerlerinden etmeden sağlamlaştırmaya, kentin başta trafik ve altyapı gibi birçok aksaklığını gidermeye, depreme karşı binaları sağlamlaştırmaya kullanmak varken, kısa sürelik bir şov uğruna, milyarlarca doları kentin denizini, ormanını, kültür varlıklarını heba etmeye harcamak, hele ki deprem de eli kulağında beklemekteyse ne kadar mantıklı? Chicago kenti mesela bu nedenle istemedi Olimpiyatları, adaylıktan çıkarttırdı. Birçok ülkede artık Anti-Olimpiyat grupları örgütleniyor, maymunun gözü açıldı diyelim. (NV)


Kaynak : Bianet

5 Yorum
  1. Olimpiyat meselesine bir de bu yandan baktığınız ve böyle bir perspektifi bizimle karşılaştırdığınız için teşekkürler. Zira biz nasıl öğretiliyorsa öyle öğrenip bellemeye alışık bir toplumuz.
    Ayrıca olimpiyat yapıp mutlu bitiren az ülke olduğunu ben biliyorum. Herşey borç harç yapılıp tanıtım adı altında yıyıllarca bu memleketi ciddi bir ödeme bekliyor olabilir.

    Ersen Çalış | 22 August 2013

  2. Bazı ülkelerde olimpiyatlar kentlerin enerji kazanmalarına neden olabiliyorlar. Barselona örneğin, dünya çapında bir şehir olmasına yol açan birçok değişimi olimpiyat düzenlemeleriyle yapmıştır. Genelde gösteriş için, ülke prestiji için bu organizasyonlara talip olan ülkeler inanılmaz maliyetler yüzünden olimpiyat sonrası bir yıkım yaşayabilirler. İngiltere bile olimpiyat meselesini mali açıdan düşünüyor ve dert ediniyor.
    Diğer yandan olimpiyat alanlarını mevcut kentin içine sokmak elbette büyük planlama tadilatları gerektirir ve bu ebattaki yer değişimleri için mevcut kullanıcıları mutlu eden bir yol bulunmalıdır.

    serkan türkoğlu | 24 August 2013

  3. şu olimpiyat yatırımlarını halkın bütçesi ile yapma kararını gerçekten tartışmak ve bu halkın ne alıp ne verdiğini görmek için sorgulayıcı bir turum almasını anlamak lazım.

    alper örnek | 27 August 2013

  4. RANT OLİMPİYATI Memleketin iktidarının ve onun kadim dostu sermaye erbabının dizginlenemeyen inşaat tutkusu, spor alanında kendini büyük organizasyon ev sahipliklerinde gösteriyor. Zira her organizasyon, kamu bütçesinden koparılan yağlı bir parça, yeni tesisler, inşaatlar ve daha neler neler demek… Durum böyle olunca, AKP’nin “ustalık dönemi”nde organizasyon ev sahipliğinden geçilmiyor. Bu yaz yapılacak FIFA 20 Yaş Altı Dünya Kupası ve Akdeniz Oyunları’ndan sonra tabii ki 2020 Olimpiyat adaylığı var. Meselenin büyüğü de orada zaten.

    Her şeyden önce “bir ülke bir organizasyonun ev sahipliğini neden yapar?” sorusuna cevap aramak gerekir. Bu sorunun cevabı organizasyonun niteliğine ve ev sahibi ülkeye göre değişir; ama temel çerçeve her zaman “kamu yararı” olacaktır. İstanbul 2020 projesi bu ilkenin kıyısından bile geçmediği gibi, içinde büyük tehlikeleri barındırıyor.

    Hasan Arat başkanlığındaki organizasyon komitesinin Uluslararası Olimpiyat Komitesi üyelerine sunduğu plan, tam bir şehircilik faciası. Daha şöyle bir bakar bakmaz, Koç-Doğuş-Sabancı-Çukurova ortaklığının neden bu organizasyon için hevesle TOKİ’nin peşine takıldığını anlıyorsunuz. Zira İstanbul’un kuzeyindeki yeşil alanlar, 2020 projesinde talana açılıyor; şehri “TOKİland”e dönüştürülecek son hamleler yapılıyor. 25 milyar dolarlık bir bütçe havalarda uçuşuyor. Bu paranın ülke sporuna katkı yapma ihtimali ise son derece kısıtlı. Mesela birçok spor dalını ömür boyu ihya edebilecek 463 milyon dolar, Haydarpaşa Garı’nın yanına yapılacak 70 bin kişilik portatif stadyuma harcanacak. Bu para sırf kapanış töreninde tribünlerden Topkapı Sarayı görülebilsin diye harcanıyor. Olimpiyat tarihinde eşi görülmemiş bir görgüsüzlükle karşı karşıyayız yani. Olimpiyat bittiğinde tribünlerin sökülüp Anadolu’ya götürüleceği söyleniyor. Anadolu sporunun böyle bir ihtiyacı vardıysa da, biz bilmiyoruz. 20 bin kişilik kısım ise Haydarpaşa’da tutulup, deprem gibi acil durumlarda en kritik toplanma-dağıtım yerlerinden biri olabilecek bu alanı bir rant abidesi olarak işgâl edecek.

    İstanbul 2020 projesi, spordaki kamu çıkarı-sermaye çıkarı çelişkisini devasa boyutlara taşıyor. Metalaşan Olimpiyat’ta zaten giderek güdükleşen sportif yararı, bu proje iyice yok ediyor. Planlanan bir AVM distopyası aslında; içinde bir ay kadar da hasbelkader spor yapılacak. İstanbul 2020; Paşaoğullarının, Kır-Yapların ve cümle palazlanmış müteahhidin can simidi. Patlamak üzere olan inşaat-kredi-mortgage balonunun sigortası adeta.

    HALK DESTEĞİ VE FARKINDALIK

    Bu yıkım projesi sözüm ona büyük bir halk ve medya desteğine sahip. Olimpiyat’a halk desteği yüzde 80’lerin üzerinde gözüküyor. Bu oran, halkın Olimpik farkındalığı bilinmediği-açıklanmadığı sürece hiçbir anlam taşımıyor. Zira yeterince aydınlatılmamış, bilgilendirilmemiş bir kamuoyundan maniplasyonla rıza üretmek çok kolay; mesela aynı anketi Kuzey Kore’de yapsanız %100 destek çıkarabilirsiniz. Bilim kadınları Dilşad Çoknaz, Meliha Atalay Noordegraaf, Lale Güler, Müfide Yoruç Çotuk tarafından 2010’da yayımlanan bir akademik araştırmaya göre sporun içinde yaşayan Beden Eğitim Spor Yüksek Okulu öğrencilerinin bile beşte biri Olimpiyat’ın kaç yılda bir yapıldığını bilmiyor. Aynı araştırmaya göre bu öğrencilerin %46’sı paralimpik oyunlarının ne olduğunu bilmiyor, %79’u Uluslararası Olimpiyat Komitesi’ni tanımıyor. Ülkede Olimpik farkındalık bu düzeydeyken, halk desteği rakamları bir kandırmacadan başka bir şey değil.

    Medya desteğine gelince; ana akım medyanın %90’a yakını ya hükümete yandaş ya da Olimpiyat sponsorlarından birine ait. İstanbul 2020 için yapılan yurt dışı gezilerinde devlet tarafından gazetecilere dağıtılan ulufeler dilden dile dolaşıyor. Devlet, Olimpiyat’a devasa bir iliştirilmiş gazeteci ordusuyla hazırlanıyor. Olimpiyat projesine eleştirel bakanlar da büyük ihtimalle Suskunluk Sarmalı’na kurban gidecek ve işlerini kaybetmemek için çenelerini tutacaklar. Buyrun bu da medya desteği…

    Türkiye spor projelerine çok ihtiyaç duyan bir ülke. Ancak, bu projeler kamu bütçelerini sermayenin heybesine dolduran büyük organizasyonlar değil; alt yapı projeleri, okul projeleri, sokaktaki insanın spor yapma oranını komik noktalardan yukarı çekecek fikirler. Demokratik ülkeler, kamu baskısı nedeniyle büyük organizasyonlardan uzak durmaya başlayınca; bizimki gibi sermaye-devlet iş birliğinin kamunun sesini kestiği ülkelerin; mesela Katar ve Rusya’nın spor kurumları nezdinde kıymeti arttı. Ancak bunun halka faydasının olmadığını, aksine büyük zararları olduğunu görmek gerekiyor. Olimpiyat oylamasına 150 günden biraz fazla var. İkbalin değil kamu yararının peşindeki mimarların, gazetecilerin, spor insanlarının ve spor severlerin örgütlenerek İstanbul 2020 Rant Olimpiyatı projesine karşı durması gerekiyor. Çok geç olmadan…
    Dağhan Irak sitesinden

    Cemal Kozlu | 5 September 2013

  5. İşte New York Times’a göre Olimpiyatlar’ı kaybetmemizin iki nedeni

    ABD’nin önde gelen gazetelerinden New York Times, Arjantin’de dün yapılan ve Tokyo’nun kazandığı oylamanın ardından bir haber analiz yayınladı.

    “2020 Olimpiyatları için IOC güvenli seçenek olarak görülen Tokyo’yu tercih etti” başlıklı analizde İstanbul’un, Türkiye’deki siyasi ortamın istikrarsızlığı ve Erdoğan’ın “kimilerine göre otokratik” yönetim anlayışı nedeniyle yarışı kaybettiği ifade edildi.

    “Japonya Başbakanı’nın ülkede 2011 yılında yaşanan nükleer felaket sonrası emniyet ve radyasyon konusunda süregelen kaygılarla ilgili empati yüklü bir teminat vermesinin ardından Tokyo Yaz Oyunları’nın ev sahipliği için İstanbul ve Madrid’i kolayca mağlup etti” yorumu yapılan yazıda, Başbakan Şinzo Abe’nin “Seçimleri kazandığımda bile bu kadar sevinmemiştim” sözlerine de yer verildi.

    Gazeteye konuşan analistler Japonya’nın zaferini ülkenin ekonomik ve siyasi krizden çıkmak adına gösterdiği çabalara yönelik uluslararası bir destek olarak nitelendirdi. Bir analist, “Olimpiyatlar sayesinde Japonlar yeniden doğmuş gibi hissetme, ülkelerinin hala hareketli bir yer olabileceğini hissetme şansını elde etti” diye konuştu.

    TOKYO GÜVENLİ LİMAN
    New York Times’a göre, “Uluslararası Olimpiyat Komitesi için Japonya’daki çevresel kaygılar, Türkiye’nin sınırındaki Suriye savaşından, kısa bir süre önce İstanbul’da hükümet karşıtı protestoculara sert bir şekilde baskı uygulanmasından ve İspanya’nın ekonomik durgunluğu ve yüksek işsizlik oranlarından daha az acil göründü”.

    Olimpiyat komitesinin ayrıda Brezilya’da 2014′te düzenlenecek Dünya Kupası ve 2016′da düzenlenecek Olimpiyatlar’a karşı protestolardan ve 2014′te Rusya’nın Soçi şehrinde yapılacak Kış Olimpiyatları öncesi yaşanan eşcinsellere ayrımcılık tartışmalarından da etkilendiği ifade edilen yazıda, “Böylesi ekonomi, siyaset ve insan hakları fırtınalarının ortasında Tokyo sakin bir liman olarak görüldü. Kent adaylığını ‘güvenli bir çift el’ olarak sundu ve Olimpiyat yetkililerinin gönlünü kazandı” denildi.

    Nitekim IOC Başkanı ve eski bir ortopedist olan Jacques Rogge da, “Bu bir cerrah olarak bana hitap eden bir şey” diye konuştu.

    TÜRKİYE’DE SİYASET, İSPANYA’DA EKONOMİ
    Haberde IOC üyelerinin Olimpiyatların Avrupa merkezci olmasından çıkarılmasına destek veren açıklamalarının da altı çizilerek, “İstanbul Tokyo’nun ardından ikinci olarak birçok kişinin beklentisinin üzerinde performans gösterse de Olimpiyatlar’a ev sahipliği yapma yönündeki beşinci girişiminde başarısız oldu. Kazansalardı ev sahipliği yapan ilk çoğunluğu Müslüman ülke olacaklardı. Bazı IOC delegeleri bölgesel istikrarsızlık, kimilerinin ifadesiyle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın otokratik yönetim anlayışı ve laiklerle İslamcılar arasındaki bölünme düşünüldüğünde Türkiye’de siyasi durumun yedi yıl sonra alabileceği hal konusunda şanslarını denemek istemediler” denildi.

    Yazının Madrid’le ilgili kısmında ise Olimpiyat komitesi üyelerinin ekonomik kaygılarına işaret edildi.

    New York Times ayrıca hem Madrid hem de İstanbul heyetlerinin dopingle mücadele konusunda zorlu soruları yanıtlamak zorunda kaldığını hatırlattı.

    Namık Esengil | 8 September 2013


Yorum yazmak için


Amerikalı mimarlar Tod Williams ve Billie Tsien, Japonya Sanat Birliği’nin 2019 Praemium Imperiale ödülünü  kazandı.       2019 Praemium Imperiale mimarisi, Tod Williams ve Billie Tsien’i ödüllendirdi. Fotoğrafı çeken Taylor Jewell     Her yıl verilen Praemium Imperiale, mimarlık, heykel, müzik, resim ve tiyatro ya da film alanlarında “büyük uluslararası etki” yapan sanatçıları tanır. [...]
ARŞİV
Subscribe