Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
Kapitalizmin Göbeğinde Kapitalizmin Distopyası
Share 29 July 2013


Geleceğin kentlerinde “ne olacağı” sorunu ve Detroit…



Sadece Detroit’te ne olduğunu bir gözden geçirin. Detroit kenti bir zamanlar dünya tarihinin en büyük sanayi şehirlerinden biriydi ama bugün bir çürüyen, bozulan, kıyamet sonrası cehennem deliğine dönüşmüş bir kent olduğunu görürsünüz.
Erkeklerin neredeyse yarısı işsizdir. Yaklaşık nüfusun yarısı kadar olan çocukların yarısından fazlası yoksulluk içinde hayatlarını devam ettirmeye çalışmaktadır. Şehir hükümeti borç batağında boğulmak üzeredir.

Ekonomik koşullar kötüleştiği gibi, suç kesinlikle patlamış bulunuyor. Umutsuz suçlular ve bıkkın ev sahipleri arasında korkutucu çatışmalar Detroit’te her gece yaşanmaktadır.


Ne yazık ki, Detroit’i koruyacağı varsayılan polis gücü önemli ölçüde etkisizdir ve hatta hiç gülümsemeyin ama denir ki “bir olay varsa Detroit polisi çok geç görünür”


Detroit’te şiddet sokaklarda para birimidir adeta. Bu yüzden kanunsuz bir cehennem deliği haline gelmiştir. Eğer Detroit’te hayatta kalmak istiyorsanız, kelimenin tam anlamıyla her şeyi çalmak için oldukça kararlı umutsuz suç çeteleri ile gerektiği gibi savaşmaya hazır olmanız gerekir.


Yakında tüm Amerika üzerinde olacaklar şu anda bir model olarak Detroit’te gerçekleşmektedir. Bu yüzden yalnızca Detroit’e değil tüm Amerika kentlerine ve kapitalist sistem ve onun şekillendirdiği kentlere bakmak ve her şeyi tekrar gözden geçirmek gerekmektedir.

(Mimdap)

Amerika’nın geleceğini görmek için şu anda neler olduğunu bilmek ister misiniz?

Yazan: MICHAEL SNYDER

Amerika Birleşik Devletleri’nin en büyük kentlerinden biri olan Detroit bugün acılı bir ölüm yaşıyor. Bir zamanlar 1.8 milyon kişinin yaşadığı bu kentte bugün 700 bin insan kaldı. Geçmişte ABD’nin ortalama geliri en yüksek kenti unvanını taşıyan Detroit neo-liberal politikalar sonucu çürüyen bir cehenneme dönüştü.

Kent yönetiminin resmi iflas başvurusu ise yargı tarafından geçen hafta durduruldu. Yargıçlar iflas başvurusunun emekli maaşlarını azaltacağını, bunun da Detroit’in bağlı olduğu Michigan Eyaleti’nin anayasasına aykırı olduğunu söyleyerek iflas başvurusunu reddetti. Anlaşılan Barack Obama’nın 2008 krizinde batan Detroit otomobil endüstrisini devlet kasasından para enjekte ederek kurtarması kenti kurtarmaya yetmemişti. İflas başvurusunun reddedilmesinin ardından kentin geleceğinin ne olacağı hakkında kimsenin bir fikri yok – herkesin emin olduğu tek şey kentin ekonomisinin tekrardan rayına oturtulamayacak bir noktaya geldiği. Bu noktayı daha iyi anlatabilmek için, bir zamanlar dünyanın en gösterişli kentlerinden biri olan Detroit’in bugünkü haline dair 25 olgu derledim:

1. Detroit’ten alacağı olan 100 binden fazla kişi ve kurum var.

2. Kentin toplam borcu 20 milyar doları aştı (yaklaşık 39 milyar TL).

3. 1960’larda Detroit, ortalama geliri ABD’nin en yüksek olan kentiydi.

4. 1950’de 300 bin olan sanayi istihdamı bugün 27 bine düştü.

5. 2000-2010 yılları arasında Detroit’in bağlı olduğu Michigan eyaletinde sanayi istihdamı yüzde 48 oranında azaldı.

6. Detroit’te konut fiyatları o kadar düştü ki, 500 dolara (yaklaşık 950 TL) satılan çok sayıda ev bulmak mümkün.

7. Kent merkezindeki evlerden 78 bini terk edilmiş ve boş durumda.

8. Kentin 360 kilometrekaresinden fazlası tamamen terk edilmiş ve harabeye dönmüş durumda.

9. Kent sakinlerinin yüzde 47’si yalnızca basit seviyede okuma yazma biliyor. Karmaşık metinler yazamadığı gibi, bu tarz metinleri anlayamıyor da.

10. 16 yaş ve üzeri nüfusunda yarısından azı çalışabilecek bir iş bulabiliyor.

11. Detroit’teki çocukların yüzde 60’ı yoksulluk sınırının altında yaşıyor.

12. Bir zamanlar ABD’nin en kalabalık 4. kenti olan Detroit nüfusu 60 yılda yüzde 63 azaldı.

13. Kent yönetiminin neredeyse tek geliri, kumarhanelerden aldığı toplam aylık 11 milyon dolarlık vergi.

14. Detroit’te 70’ten fazla, çevreye aşırı derecede zararlı olarak sınıflandırılan çöp alanı bulunuyor.

15. Kentteki sokak ışıklarının yüzde 40’ı çalışmıyor.

16. Ambulansların yalnızca üçte biri çalışıyor.

17. Çalışan ambulansların bir kısmı ise yenilenemediği için 460 bin kilometreden fazla yol yapmış araçlardan oluşuyor.

18. Kentteki parkların üçte ikisi 2008’den bugüne kapatıldı.

19. Son 10 yılda kentteki polis sayısı yüzde 40 azaldı.

20. Bir yurttaş polis çağırdığı zaman polisin olay yerine ulaşması ortalama 58 dakika sürüyor.

21. Bütçe kesintileri nedeniyle karakollar günün 16 saati kapalı tutuluyor.

22. Kentteki suç oranı ABD ortalamasının 5 katına ulaştı.

23. Detroit’teki cinayet oranı New York’un 11 katına çıktı.

24. Detroit polisi işlenen suçların yalnızca yüzde 10’unu çözebilir hale geldi.

25. Detroit polisi “Detroit’e girmek tehlikelidir, sorumluluk size aittir” broşürleri dağıtmaya başladı.

Detroit’i bu hale getiren politikalar ABD’deki büyük kentlerin neredeyse tamamı tarafından uygulanmaya devam ediyor. Eğer politikalarımızı değiştirmezsek bütün ülke bir süre sonra Detroit’e dönebilir. Şikago, New York, San Diego ve San Jose gibi kentler de benzer şekilde borçlanıyor. Şimdilik Detroit kadar kötü olmayabilirler ama bu yalnızca şanslı oldukları için böyle.

Finansal analist Meredith Whitney 2011 başında “ABD’deki kentleri iflas bekliyor” dediğinde büyük eleştiri toplamıştı, 2011 sonunda ‘Hani nerede batık kentler?’ sözleriyle topa tutulmuştu. Ama şimdi hepimiz Whitney’in söylediklerinin gerçekleşmeye başladığını gördük, sadece biraz erken konuşmuştu.

SIRADA DİĞER KENTLER VAR

Bu daha başlangıç. Bir sonraki ekonomik krizde diğer büyük kentlerin de benzer senaryolarla karşılaşacağına Whitney gibileri kesin gözüyle bakıyor. Üstelik bu sefer tek bir kent değil, çok sayıda kentten oluşan büyük bir dalga gelecek üzerimize. Bunun sorumlusu ise, izlediği politikalarla ulusu yüzlerce trilyon dolarlık borç batağına sokan ABD yönetimi olacak.

Bugün ABD’de altyapı sıkıntısı had safhada, altyapıyı yenileyecek kamu kaynağı bulunamıyor. Yoksulluk ve hane borçları hızla artıyor. Ulus olarak ürettiğimizin çok daha fazlasını tüketiyoruz ve küresel GSYH içindeki payımız dramatik bir şekilde azalıyor.

Uzun zamandır ayağımızı yorganımıza göre uzatmıyoruz. Üstelik borçla sürdürdüğümüz bu sahte refahı gerçek sanıyoruz. Ancak refah seviyemize ‘ayar çekecek’ sağlam bir şok dalgası yaklaşıyor ve bu,  sahte refaha alışmış ABD halkını sudan çıkmış balığa çevirecek.

Bu yüzden Detroit’in haline gülmeyin. Detroit’in yaşadığı sıkıntılar yakında sizin kentinizde ve ülkenizde de ortaya çıkacak!

Kaynak : Birgün, www.topics.time.com


Hazırlayan : Mimdap

5 Yorum
  1. Kapitalizmle yatıp kalkıp, başka türlüsü olmaz diye bağırınıp, sermayenin zenginlikleri ile övünüyorsanız, bir gün bu makus talihe düşebilirsiniz.
    Özellikle sanayi kentleri yeni hizmet kentlerine dönüşememişse hiç birşey yapmaya gerek yok çökecektir. İrili ufaklı bizim kentlerimizde de durum farklı değil aslında. Bakmayın hala tarım kökenli oluşumuz ve hayat standartların diplerde gezinmesi yüzünden kıt kanaat ekonomisi kentlerin varoşlarında toplumu sessizleştirmiş durumda.
    Patlamaya hazır olduğunu ise söylememiz lazım.

    Mahmut Kuyupınar | 29 July 2013

  2. Aynı sorun tüm gelişmiş ülkelerde var. İşçilik maliyetlerinin yükselmesiyle sermaye tarafından terk edilen kentler tam bir çöküntü alanına dönüşmekte. Bunun önlenmesinin tek yolu tüm dünyada işçilerin birleşmesi ve ortak ücret politikaları oluşturması. Dünyanın gidişi de bu yönde. Ama ulusal sınırların olduğu bir dünyada sermaye globalleşirken üreten kesimler için aynı oranda globalleşmeden söz etmek mümkün değil. Diğer taraftan benzer ücretlerin ve maliyetlerin olduğu bir dünyada sermayenin daha ucuz üçüncü dünya ülkelerine yönelmesine de pazarlama ile ilgili zorunluluklar dışında gerek kalmayacaktır.

    Ahmet Usta | 29 July 2013

  3. Çöküntü bölgesi haline gelen eski sanayi kentlerinin yeniden canlandırılması kapitalist sistemin en önemli sorunlarından biridir. Bir anda bütün kentleri turizmle besleyemeyeceğine göre buradaki formül hep eksi verir ve bazı kentler içine doğru çöker. Bizde içine çöken (çöktürülen) kentlere örnek Adana’dır örneğin. İzmir sonra gelir, Konya yine sayılması icap eder. Sinop ve Giresun hiç kent olamamış gibidirler. Güney Doğudaki bazı siyasi kaygılarla boğulan kentleri saymıyorum.

    Orhan Er | 30 July 2013

  4. bu duruma düşmek kimse istemez ama genel gidişte şişirilen şehirler dışında kalan şehirlerin kaçınılmaz kaderi gibi geliyor bana

    gül ertan | 2 August 2013

  5. Kapitalizmi sorgulamadan çıkan krizleri şuna buna bağlayıp gene kendimizi suçlu bulmanın bir anlamı yok gerçekten. Sistemden kaynaklı problemleri çok iyi görmemiz lazım.

    perran su | 22 August 2013


Yorum yazmak için


Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Söğütlüçeşme için hazırladığı plana itiraz eden Kadıköylüler, arazinin yeşil alan olarak kullanılmasını talep etti             Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, mülkiyeti TCDD, İBB ve Maliye Hazinesi’ne ait olan Söğütlüçeşme İstasyon alanı için yeni bir planı askıya çıkarmıştı.     Yeni hazırlanan planla birlikte gar sahası 42 bin 451 metrekareyi kapsayacak. Proje [...]
ARŞİV
Subscribe