Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
Margaret Bourke-White’ın objektifinden eski İstanbul
Share 25 November 2008

Life dergisi muhabiri Margaret Bourke-White'ın 1940 yılındaki Türkiye seyahati sırasında çektiği İstanbul fotoğrafları, eski İmparatorluk başkenti, yeni Cumhuriyetin en önemli kenti İstanbul'un tarihine ışık tutuyor.

Google’ın son hizmeti, insanı tarihin tozlu yapraklarını bir kere daha karıştırmaya davet ediyor. Dönemin milyonluk tirajlarıyla ünlü fotoğraf dergisi Life ile anlaşan Google, dergide yayınlanan fotoğrafları internet ortamına taşıdı. Sitede bir müddet gezdikten sonra, Amerikalı fotoğrafçı Margaret Bourke-White’ın 1940 yılında Türkiye ziyareti sırasında çektiği karelere rastladık, ki her biri İmparatorluk başkenti İstanbul’un tarihi için büyük önem arz ediyor diye düşünüyoruz.

Galeride yer alan 21 fotoğrafa baktığınızda, Dolmabahçe, Tepebaşı ve Eminönü gibi semtlerin eski hallerini görebilecek; belki de bugünle karşılaştıracaksınız. Objektifini sadece şehrin tanınmış ve zengin mekânlarına yansıtmayan fotoğrafçı, aynı zamanda şehrin yoksul kesimlerini gezerek, buradaki hayatı da fotoğraflamayı amaçlamış.

Yeni cumhuriyetin 17. yılında, daha farklı, siyah-beyaz bir İstanbul seriliyor gözlerimizin önüne…

Margaret Bourke-White kimdir?

1904 Bronx doğumlu olan fotoğrafçı, 1922’de Columbia Üniversitesi’nde Herpetoloji eğitimi almaya başlamış. Bu okulda Amerikalı fotoğrafçı Clarence Hudson White’tan aldığı derslerle, fotoğrafçılığa olan ilgisi artmış. 1927’de mezun olmasının ardından, 1929’da Fortune dergisinin editör kadrosuna dâhil olmuş.

Bu tarihten itibaren, Margaret Bourke-White’ın profesyonel fotoğrafçılık günleri başlamış. İlk olarak 1930’da Sovyetler Birliği’ne girmesine izin verilen ilk batılı fotoğrafçı olma unvanını kazanmış. 1936’da dönemin en ünlü uluslararası fotoğrafçılık dergisi Life’tan teklif alarak, bu dergi için fotomuhabirlik yapmaya başlamış.

Life dergisinin 23 Kasım 1936’da çıkan ilk sayısının kapağındaki fotoğraf, Margaret Bourke-White’a ait. Sonraki dönemde adeta ikonik bir eser halini alan, Fort Peck Barajı’nın kuruluşunu anlatan bu fotoğraf, pek çok kartpostalı da süslemiş.

(Solda) Life’ın ilk sayısının kapağındaki Margaret Bourke-White fotoğrafı; (sağda) Josef Stalin’in güldüğü ender karelerden

1930’ların sonuna doğru Avrupa turuna başlayan fotoğrafçı, Almanya, Avusturya ve Çekoslovakya gibi ülkeleri gezerek, dönemin Nazi ve Sovyet ideolojilerini incelemeye başlamış. Margaret Bourke-White’ın Rusya seyahati sırasında çektiği Stalin fotoğrafı, Komünist Parti başkanının gülümseyen ender fotoğraflarından bir tanesi olarak ün salmış.

Fotoğrafçının Avrupa’yı gezdiği bu günlerde Türkiye’ye uğramış olduğunu tahmin ediyoruz. II. Dünya Savaşı’nın patlak vereceği dönemde ülkeye gelen Margaret Bourke-White, İstanbul’un yanı sıra, Ankara, Samsun, Erzurum ve Kayseri gibi şehirlerde de gezme fırsatı bulmuş.

margaret_bourke-white.jpg1941’de II. Dünya Savaşı’nı fotoğraflayan ilk kadın fotoğrafçı olma unvanını da kazanarak, tekrar Sovyetler Birliği’ni ziyaret eden fotoğrafçı, burada esir alındıktan sonra, Amerikan askerleri tarafından kurtarılmış.

Sanatçının en büyük başarılarından bir tanesi olarak, 1948’de öldürülmesinden birkaç saat önce, Hindu lider Mohandas Karamçand Gandi’yi fotoğraflaması olarak gösterilebilir.

1950’de Parkinson hastalığına yakalanan sanatçı, bu tarihten itibaren kariyerini geri planda bırakarak, hastalığıyla baş etmeye çalışmış. Mücadelesini uzun süre devam ettiren fotoğrafçı, 1971’de hayatını kaybetmiş.

“Doğru zamanda doğru yerde olmasıyla” ünlü Amerikalı fotoğrafçı, pek çok ilki gerçekleştiren, gelmiş geçmiş en önemli kadın fotoğrafçılardan bir tanesi olarak gösterilmeye devam ediyor.

« GALERİ: Margaret Bourke-White’ın objektifinden eski İstanbul »

Kaynak: Wikipedia, Google Life Images, US Army Corps of Engineers
Fotoğraflar: Margaret Bourke-White (Life, 1940)
Derleme: mimdap

3 Yorum
  1. Fotoğraflardaki detaylara dikkat edince 40 ların yaşam biçimine, İstanbul’un topoğrafyasına, kentin gelişme seviyesine ulaşıyor, ciddi fikirler ediniyorsunuz.

    sema derici | 26 November 2008

  2. İstanbul’un bir o gününe bak bir de bu gününe. Çok değişik bence. Fakat doğayla ilgili olarak bazı sakıcaları bir kenara bırakırsak ben herşey için “eski zamanlar çok iyiydi” diye düşünmüyorum. Şimdi de herşey iyi değil belki ancak kırsal alan ve gecekondu biçimnde bir kent olamaz sonuçta.

    pınar dağçeken | 29 November 2008

  3. İstanbul baştan aşağı değişmiş. Bazı önemli nirengi noktaları haricinde eskiye ait hiç bir şey kalmamış. Altmışlı yıllardaki betonlaşma bıraksalar kentin eskiye dair hiç bir yapısını dinlemeden yıkmış. Şimdi heryer apartman görüntü o yıllardan beri gelen bir hastalık. Şimdide devam ediyor zaten. Aradaki korkunç farkı bu fotoğraflar sayesinde görebiliyoruz.

    nergis önen | 30 November 2008


Yorum yazmak için


Tasarım : Bjarke Ingels Group (BIG)uxazyvvavydrfdxb     Amager Bakke olarak da bilinen CopenHill, Kopenhag’ın dünyanın ilk sıfır karbonu olma hedefine uyum sağlayarak hedonistik sürdürülebilirlik kavramını benimseyen, bir kayak pisti, yürüyüş parkuru ve tırmanma duvarı ile bezeli yeni bir atıktan enerji santrali türü olarak açılıyor. CopenHill, sosyal altyapıyı mimari bir dönüm noktasına dönüştüren, kentsel rekreasyon [...]
ARŞİV
Subscribe