Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
Felaket çanları çalarken İstanbul’un depremler için hazırlanması mümkün mü?
Share 8 April 2013

Deprem tehlikesinin sadece “bazı zamanlarda” hatırlanması üzerine üstelik bu konuda bir yabancı yayında (THE ATLANTIC) İstanbul depremini dert ederek, Zeytinburnu projesi özelinde birbirinden farklı görüşleri bir araya getiren bu çalışmayı DOSYA konusu olarak dikkatlerinize sunuyoruz.
mimdap


ASHLEY CLEEK The Atlantik- 27 Mart 2013

Bir felaket durumunda bina çökmelerini önlemek için, Türkiye’nin kendi vatandaşlarını riskli bölgelerden taşıması gerekiyor. Fakat bunda çeşitli sorunlar yaşanıyor.
Sümer Mahallesi, İstanbul’da bir mahallede. (Fotoğraf: Jodi Hilton)

Sümer, İstanbul’un küçük bir mahallesidir. Sokakları dar ve erkeklerin bütün gün kahvelerde olduğu bir semttir. Buradaki binalar ve içlerindeki daireler çok renkli, beş katlı yapılar çoğunlukla ve İstanbul’un birçok mahallesinde bulunan ve en fazla rastlanan yapı türüdür. Bu bölgeleri depreme hazırlamak için yerel hükümetin planları etrafındaki tartışmalar sürmektedir. Sümer mahallesini özel kılan şey onun zemin konumunun çok bozuk olmasıdır.
Hasan Yıldız, donuk kırmızı bir binanın üst katında yaşamaktadır ve kırklı yaşlarını sürdürmektedir. Hasan Yıldız, Sümer mahallesinin bulunduğu Zeytinburnu ilçesinde büyüdü. Babası İstanbul’a ailesiyle taşındığında burada kendi evini inşa etti. Bir anlamda yasadışı kendi kendine yapılan bir yapı “gecekondu” olarak gerekli izinler alınmadan üç beş katlı olarak gerekli teknik kontrollerin dışında yapıldı.
Başlangıçta yapılan bu tür yapıların yasadışılığını ancak 1970 ve 80′lerde Türk hükümeti tarafından belirlendi. Yani Yıldız’ın babası beş katlı bir bina inşa etmek için kendi olanaklarıyla ve gerekli teknik kontrol ve izin olmadan ancak kendi sahip olduğu arsa üzerinde bu binasını yaptı. Yıldız’ın ailesi üstteki iki katta oturmaktadır. Dairede bir yatak odası dışında iki kızının olduğunu bir oda ve bitişiğinde küçük bir mutfak ve dev bir oturma odası vardır.
San Francisco ve Los Angeles gibi, bilim adamları belki de şehirde bulunan üç milyon daireden iki milyon kadarının yok olabileceği büyük bir depremin yakın gelecekte İstanbul’da yaşanabileceğini tahmin ediyor.

Şimdi, hükümet Yıldız’ın dairesinin güvensiz olduğunu tespit etmiştir. Onun yaşadığı apartman bloğunun Zeytinburnu’ndan taşınmasını, “Zeytinburnu Projesi” parçası içinde çözülmesini önermektedir. O ve ailesinin yeni inşa edilmiş yakın bir semtteki yeni bir daire içine taşınmasını ve bu riskli binanın yıkılmasını önermektedir.
Yıldız, hızlı konuşmasıyla, heybetli siyah bir kazak ile, tipik bir mahalle adamıdır. O kentsel dönüşümü desteklemektedir ancak eski bina ve arazi karşılığında hükümetin ailesine sadece bir tek yatak odalı daire sözü verdiğini defalarca söylemektedir.
Peki bu şartlarda Yıldız’ın harikaları olan kızları nerede uyuyacak? Yıldız,”Ben askere gittim, ben bu ülke için çalıştım, kimse yenileme karşı değil, yeni binalarda yaşamak kim istemez.. Babam 50 yıldır havaalanı için çalıştı. Biz bu alanda çalışarak bu yerleri satın aldık, peki bizim rahat yerlerde yaşamaya niye hakkımız yok…” diyor.
İstanbul Türkiye’nin önemli bir metropolü, olası bir deprem için mutlaka hazırlamalıdır. Bu konu bir tartışma konusudur. 1999 yılında, Gölcük depremi İstanbul’dan 45 kilometre kadar uzaktaydı ve resmi kayıtlara göre 17.000 kişi öldü. San Francisco ve Los Angeles gibi, gazetelerde yazıları çıkan akademisyenler büyük bir depremde şehrin üç milyon kadar oturma biriminden iki milyon kadarının kullanılamaz hale geleceğini, yakın gelecekte büyük bir depremin İstanbul’a isabet edeceğini tahmin ediyorlar. Bu arada Zeytinburnu ve onun içindeki Sümer mahallesi gibi ilçe mahalleleri Kuzey Anadolu fayından sadece 20 km uzaklıkta olup beklenen ve büyük bir felaketten büyük bir olasılıkla oldukça kötü bir şekilde etkilenecektir.
Metin İlkışık 2000′lerin başında İstanbul’un ilk “Deprem Master Planı” çalışmasında yardımcı bir inşaat mühendisiydi. Binaları yıkmak ve erken 2000′lerin Zeytinburnu’nda yeni yapılar inşa etmek gibi başarısız bir girişimden sonra, İlkışık deprem hazırlığı açısından “Bu konu gerçekten bir mühendislik sorunu değil, bir sosyal sorun ve ekonomik sorundur” diyor.
Jodi Hilton

İlkısık depreme hazırlık planlarını geliştirmek için hükümet ile birlikte çalışmaktadır. O Zeytinburnu’nda 2.300 binanın olası bir büyük depremde çökeceğini açıklarken böylece burada yaşayanları dışarı taşımak zorunda olmanın hükümete sorumluluk getirdiğini vurgulamaktadır.
“Tamam, insanlar daha güvenli binalarda yaşayacaklar ama kim bunu ödeyecek? Dünya Bankası mı mesela? ABD ve Dubai’den bazı para girişlerinden söz ediliyor. İlkışık “Bu yüzden herkesin kazanması, böylece ekonomik bir sistemi kurulması zorunluluğu var ve hükümet bu sistemi meydana getirmekle sorumlu. Burada vatandaş yanında spekülatörler, inşaatçılar bütün bu grupların kazanmaları gerekir” diyor. Mutlaka böyle bir sistem bulmak gerekir. İlkışık çantasından bir demet kağıt çeker. Sayfaların kenarlarında turuncu kalın notlar ve altları çizilmiş karalanmış satırlar vardır. Bir yıl daha geçti, hükümetin “Doğal Afet Kanunu” daha çok yenidir.
Dünya Bankasına göre, Türkiye’nin kara topraklarının yaklaşık yüzde 95 i “doğal afet tehdidi altında” görünmektedir. Yasa hükümete anket sağlar ve taslak yenileme herhangi bir doğal afet tehdidi altında Türkiye’de herhangi bir mahalle için planlıyor.
Yasaya göre daha önceleri bazı boşluklar vardı ama şimdi binanın sakinleri risk nedeniyle yıkılmasını çoğunluk kabul ediyorsa azınlık itiraz edemez. Buna ek olarak, yeni yasanın deprem riskli alanda kabul ettiği hususlar vardır. Ancak mahallede oturanlardan bir kısmı yıkımı durdurmak için mahkemeye başvurmaktadır.
Zafer Alsaç, Zeytinburnu Belediye Başkan Yardımcısıdır, bu yeni kanunun riskli alanlardaki düzenlemeler için hükümetin elini güçlendirdiğini ve demokrasi örneği olarak deneyler kazandıracağını söylemektedir.
“Bu yasa öncesinde mesela on hanelik bir binada, bir kişi sadece bir projeyi reddederek mahkemeye başvursa, binada dokuz diğer ailenin kaderini değiştirebilmekteydi” diyor Zafer Alsaç. Bu yöredeki binalar olası bir depremde büyük tehdit altında diye ekliyor Alsaç. Yasayla azınlığın çoğunluğu engellemesinin önüne geçildiğini vurguluyor.
Alsaç kentsel dönüşümün mahalle için bir nimet olacağını söylerken, Zeytinburnu’nu göstererek büyük bir duvar haritasını elinle işaret ederek süpürür. 2002 yılından bu yana, yeni bir apartman değerini üçe katladığı söylenmektedir, der. “Amacımız gerçek değeri [mahalle] fiyatı artırmaktır. Bu yüzden bölge için özel projeler hazırlandı. Bölgeye lüks oteller, apartmanlar ve sahilde bir cruise gemi limanı planlandı…” diye bölgenin puna kazanmasını Alsaç değerlendirdi. ” Yatırımcılar ve belediyenin mahallenin değerini artırmak için ortak bir amacı vardır. Herhangi bir engel olmaz ise girişimciler Zeytinburnu’nda yatırım yapmak ister. Ve biz deprem dönüşümünün bu projelerle mahalle değeri üzerinde önemli katkıda bulunacağını bekliyoruz” diye devam etti başkan yardımcısı Zafer Alsaç.

Alsaç yerleşme hukukunu da dikkate alarak boşaltılan konutlar için buradakilere ücretsiz yeni binalarda bir daire verilecektir diye açıklamada bulunuyor. Yıldız gibi gibi yer sahipleri bu hakları kullanacaklar. Ancak, yeni daireler küçük. Kamu tarafından verilen miktar mevcut dairenin yüzde 25 i. Buradan büyük ve herkese yetecek bir ev düşünmek hayal olur. Fakat Alsaç, sakinler ekstra metrekare satın almak istiyorsa, 126 $ metrekareye ödeyerek yerlerini büyütebileceklerini, böylece neredeyse “mükemmel” yeni binalarda lüks dairelere sahip olabileceklerini açıklıyor.
Yeni bir daire için perakende satış fiyatı yaklaşık 210 $ bir metrekare olduğu düşünülürse gerçekten böyle bir anlaşma ile mahallelinin kazançlı olacağı bildiriliyor.
Ama bazı sakinler ve aktivistler bu anlatıma katılmıyor. Zeytinburnu’nda doğup büyüyen ve muhalefet partisinin ilçe belediyesi yerel meclis üyesi olan İlkay Biber mesela bu anlatımı kabul etmiyor.
İlkay Biber 2007 yılından bu yana, bu bölgedeki kentsel dönüşüm projeleri hakkındaki gazete makaleleri ve kupürlerini toplamaya etmektedir. Sümer mahallesi ailelerin yüzde 70i onlar 80 metrekareden daha küçük olan yeni daire alacak, yani 80 metre kareden daha küçük dairelerde yaşamak durumunda kalacak. Yeni binaların çoğu tek odalı 60-70 metrekare arasında düşünülmüş daireler. Çoğu sakin ya metrekare başına daha fazla 126 $ ödemek veya daha küçük bir daireyi kabul etmek zorunda kalacak. Mahallenin sakinlerinden yüzde 10 luk bir kısım büyük bir oturma odası büyüklüğünde olmak üzere aslında küçük, 50 metrekarelik dairelerde yaşamaktadır. Hükümetin yüzde 25 düşüşü ile bu sakinlere, sadece yeni binalarda 36 metrekare tahsis edilecektir. Bu parametrelere uygun hiçbir yeni daire olmadığından, Zeytinburnu’nun en yoksul sakinleri yeni bir daire için yaklaşık 30.000 $ ödemek zorunda kalacaktır.
Biber kentsel dönüşüm hakkında bir ileri bir geri gidilmesi yüzünden on yıldır mahallede panik atmosferinin yaşandığını ekliyor. “İnsanlar yeni binaya taşımak istiyor. Sağlıklı binalar, depreme dayanıklı binalar inşa edilmesini rüyamda gördüm ve mahalleli bu rüyayı bekliyor. Ancak istekler karşılanırsa. Bir karar verildikten sonra bunun sonucunu görmek on yılı buluyor. Genellikle daha dezavantajlı hale gelmek söz konusu, çünkü yeni yasanın hükümleri gereği itiraz için mahkemeye gidemez hale geliyorsunuz. Dolayısıyla bu durum bir panik oluşturuyor.” diye Biber görüşlerini anlatıyor.
Biber kağıtlarını koyduğu klasörlerden bir gazete çeker. Gazetenin başlığı “Zeytinburnu Barcelona gibi!” dir. Biber, “Doğduğum günden beri Zeytinburnu’ndayım, burada büyüdüm bu yöreden bir kişi olarak soruyorum, bu nasıl Barcelona? Zeytinburnu yaşayan insanlar, bu Barselona nerede olacak diye soruyorlar.” şeklinde ifadelerini sürdürüyor.
Şubat ayının sonunda, Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Zeytinburnu’nu ziyaret etti. Yakında yıkılacak olan mahallede Türkiye ve ülke için yapılan planları anlattı.
Yetkililere göre, 237 sakin yeni daireler içine taşındı, ancak mahallede süren dedikoduya göre kimse yeterince memnun değil. Yıldız daha küçük bir daireye gemeyeceğini etmeyeceğini söyledi.

Kaynak: www.theatlantic.com
Çeviri: Mimdap

5 Yorum
  1. Deprem tehlikesinin bir alan çalışmasında risk azaltmaya dönüşmemesinde o kadar çok neden var ki. Halk devlete belediyeye güvenmiyor. Bir türlü projenin içinde yer almıyor ya da engel oluşturuyor. Devlet tam olarak kaynak yaramıyor vatandaş ödesin diyor. Makul ve kendini değerli kılacak bir para politikası bulunamayınca herşey askıda kalıyor.

    nermin erkin | 9 April 2013

  2. Eğer bir deprem konusu bile bu memlekette soygun konusuna dönüşebiliyorsa koyverin gitsin…

    Anonymous | 12 April 2013

  3. Hiç bir felaket çağrısı bu toplumu harekete geçiremez merak etmeyin. Vurdum duymazlıkta ve şahsi menfaat gütmekte üstümüze yoktur. Deprem falan vız gelir bu topluma. Bunu en çok devlet iyi bildiği için acil olarak birşey yapmıyor. Vatandaşa bırakıyor. Vatandaş ise kendi hayatını önemsemediği için gerçek bir proje olsa bile katkı vermiyor.

    uğur koçak | 14 April 2013

  4. Halkın doğrudan katılımı olmadıkça, belediyeler kendi yandaşlarına mali kaynak aktarma aracı olarak gördükçe bu pek mümkün değil. Halbuki halk kooperatifler oluşturabilir, tüm ilgili taraflar bir meclis oluşturur, planlama büroları planları yapar ve uygulama dünyada olduğu gibi bizde de sorunsuz tamamlanabilirdi.

    Lale Yolcuoğlu | 20 April 2013

  5. Dünyanın doğusu ciddi şekilde sallanıyor. Bu durum bizi de tetikler mi gibi sıradan birşey sormayacağım. Fakat yerin mekaniğinin canlı olduğu ve her an yeni depremler üretmeye açık olduğunun, beklenen İstanbul depremi için de sayılı zamanlar olduğu bellidir.
    Şimdi bu vaziyetteyken bile yerleşim yerlerinin sağlamlaştırılması fikri bir türlü bu ülkede gelişmiyor. Doğru düzgün bir model oluşturulup hem vatandaşın mağdur edilmediği hem de şehrin görüntüsünün bozulmadığı bir çözüme ulaşılamıyor.

    kemal yener | 23 April 2013


Yorum yazmak için


Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Söğütlüçeşme için hazırladığı plana itiraz eden Kadıköylüler, arazinin yeşil alan olarak kullanılmasını talep etti             Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, mülkiyeti TCDD, İBB ve Maliye Hazinesi’ne ait olan Söğütlüçeşme İstasyon alanı için yeni bir planı askıya çıkarmıştı.     Yeni hazırlanan planla birlikte gar sahası 42 bin 451 metrekareyi kapsayacak. Proje [...]
ARŞİV
Subscribe