Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
Hadi gel, ölümü mahallemizde bekleyelim
Share 23 September 2007

Meydana gelen doğal afetlerde devlet, her zaman basında ve kamuoyunda ‘testi kırıldıktan sonra tedbir almakla’ suçlanır. Denizli’nin Babadağ ilçesinde de bunun tersi yaşanıyor.

Devlet bu kez deprem ve heyelan tehlikesi dolayısıyla ilçenin Gündoğdu Mahallesi’ni taşımak istiyor. Vatandaşlar ise ölüm pahasına mahallelerinden gitmek istemiyor. Devletin afet olmadan taşımak istediği mahalle sakinleri, ‘ölsek de burada ölelim’ tepkisini veriyorlar.

Türkiye’de ‘testi kırılmadan tedbir almak’ çok zor. 700 yıllık tarihi, tekstil ve dokumasıyla adını duyuran Babadağ ilçesinin Gündoğdu Mahallesi, heyelan sebebiyle her yıl dereye doğru bir miktar kayıyor. Kaymalar nedeniyle birçok ev ve işyerinin duvarlarında çatlaklar oluşmuş, bazı binalar ise yan yatmış. Bu durumu gören idareciler, mahalleyi Japonya’dan Nihon ve Tokai, Türkiye’den de Pamukkale ve Hacettepe üniversitelerinden bilim adamlarına araştırttı. Üniversiteler, yaptıkları jeolojik araştırmalarda mahallenin 3-12 santimetre dereye doğru kaydığını tespit etti. Bunun üzerine hükümet ilçeyi afet bölgesi ilan etti.

İlçenin büyük bir bölümünü oluşturan Gündoğdu Mahallesi’ndeki 450 ev ile 130 işyerinin, merkeze bağlı Yeşilyayla köyü Çamköy Mahallesi’ne taşınması isteniyor. Bunun için başta kaymakamlık olmak üzere ilgili kuruluşlar çalışmalara başladı. Devletin afet olmadan aldığı bu tedbir kararı ise mahallelinin tepkisine neden oldu. Gündoğdu Mahallesi adeta gitmek isteyenlerle kalmak isteyenler arasında ikiye bölündü.

Mahalleden gitmek istemeyenlerin her birisinin kendine has gerekçesi bulunuyor. Mahalle sakinlerinden Selahattin Kabak, ilçeden gitmek istemediklerini belirterek, “Biz burada doğduk, burada büyüdük, burada öleceğiz. Ölürsek enkaz altında öleceğiz. Sorumluluğu alıyoruz, ilçemizin 700 yıllık tarihi var, kim ölmüş kim kalmış.” diyor. 60 yıldır mahallede oturan Mübeccel Gedikoğlu “60 senelik evimden neden gideyim ki, evler yıkılsa altında kalırız ne olacak? diyor.

İlçede bazı söylentiler ise mahallelinin canını sıkıyor. Cemal Tolas isimli bir vatandaş, “İki zenginin yerini bırakıp, diğerlerini yıkmak istiyorlar. Kalkacaksa Babadağ’ın hepsi kalksın ya da hep beraber gidelim.” diye konuşuyor.

İlçede kimi vatandaşlar ise gittikleri yerde köylülerin kendilerine nasıl davranacağını merak ediyor. Yaşar İman adlı vatandaş bir ilçeden köye gitmelerinin kendilerini sıkıntıya sokacağını düşünüyor. İman, “Gideceğimiz Yeşilyayla köylüleri bize nasıl davranacak? Oraya gittiğimizde ne yapacağız? Bize ikinci sınıf muamelesinde mi bulunacaklar? Orada nasıl bir hayat süreceğiz? Madem buradan gideceğiz bizi il merkezine götürsünler. Çok zor durumdayız.” diyor.

Salih Bekiyanaşık adlı bir başka vatandaş da köye mahallenin toplu olarak gideceği için sıkıntı oluşmayacağını savunuyor. Bekiyanaşık, “Biz mahalle olarak toplu gideceğiz. Babadağ, ekonomik ömrünü tamamlamış, tarım ve hayvancılık yapabilecek yer yok, gitmemizde fayda olacağı kanaatindeyim.” şeklinde konuştu. Gitmek isteyenlerden Ahmet Sabancı ise, “Şu anda binalarımıza bir çivi çakamıyoruz. Tamirat yaptıramıyoruz. Onun için bir an evvel gitmek istiyoruz.” dedi. Saniye Altındaş da, “30 yıldır buradayım, ev benim değil, gideceğiz zaten.” diyerek devletin kararına karşı bir yorumda bulunmuyor.

Babadağ Kaymakamı Mustafa Erkayıran ise 5 ve üzerindeki herhangi bir depremin mahalleyi topluca kaydırarak, dereye doğru sürükleyeceğini söylüyor. Erkayıran’a göre; ağır yağışların olabileceği bir kış ayında deprem daha da etkili olacak. Bu yağışlar toprak kaymasını da etkileyecek. Erkayıran, “İlçemizde faaliyet gösteren dokuma tezgâhlarının çalışmasıyla oluşan sarsıntılar da kaymayı etkileyebilecek nitelikte.” diyerek durumun tehlikesine dikkat çekiyor.

Erkayıran, deprem veya heyelan tehlikesiyle bu büyüklükte bir yerin ilk kez taşınacağının altını çizerek, “Türkiye’de ilk kez afet olmadan bu büyüklükte taşınma olacak. Bu konuyu yakından takip eden Japonların söylediklerine göre dünyada da bu büyüklükte tedbir nedeniyle taşınma olmamış.” şeklinde konuştu. Erkayıran, mahallenin köye taşınmasının sebebini ise ilçenin çevresinde bu mahalle büyüklüğünde sağlam bir yer bulunamamasına bağladı.

Kaynak: Zaman


Yorum yazmak için


Eskişehir Yüksek Hızlı Tren Garı Projesi, Dünya Mimarlar Topluluğu’nun 2020 Dünya Mimarlık Ödülü’ne (World Architecture Award) layık görüldü.           Eskişehir YHT Gar Projesine dünya ödülü geldi. Yüksek Hızlı Tren Garı projesi Dünya Mimarlar Topluluğu tarafından verilen 2020 Dünya Mimarlık Ödülü’ne (World Architecture Award) proje dalında layık görüldü. 2018’de tasarlanan Eskişehir Yüksek Hızlı [...]
ARŞİV
Subscribe