Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
Binlerce yıllık kerpiç evlerde yaşam sürüyor
Share 24 September 2007

Prof. Dr. Refik Duru ile birlikte Antalya’nın Bademağacı höyüğünde 15 yıldır kazı yapan İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülsün Umurtak, binlerce yıllık mimari geleneğin bugün Anadolu’da halen devam ettiğini açıkladı. Bu geleneği betonlaşmanın tehdit ettiğini de bildiren Umurtak, Bademağacı höyüğünde bundan 9 bin yıl öncesine kadar uzanan kerpiç ev geleneğinin yanında 18 gözlü bir tahıl ambarı da bulduklarını vurguladı. Bademağacı höyüğünde Neolitik yerleşmelere ait üç tane ayrı açmada en erken dönemlerin saptandığını bildiren Umurtak, “Höyükte 12 yapı katı halinde neolitik çağa ait yerleşim tespit ettik. Yani buradaki neolitik döneme ait yapılar 12 kez yıkılıp, yeniden kurulmuş. En altta ana toprak üzerinde ve ortada insan yaşamına ilişkin bazı bulgular var. Başlangıçta, dal ve çamurdan yapılan evler var. Basit kulubelerde yaşam olmuş. Çok basit bir yaşam tarzının egemen olduğu bir dönem. İlk tabakalardan itibaren çanak çömlek üretildiğini görüyoruz. Hayvan evcilleştirdikleri ve basit ölçüde tarım yaptıklarını görüyoruz. Milattan önce 6400 dolaylarında da karşımızda gördüğümüz binaları kurmaya başlıyorlar. Bu çok önemli bir yaşam kalitesini gösteriyor. Bir mimari deneyimin olgunlaştığını görüyoruz. Daha sonraki tabakalarda dörtgen planlı hafif yamuk, kapının karşısında fırını olan tek odalı konutlarda yaşıyorlar” diye konuştu.

TANRIÇA İNANCI

Neolitik çağda inşa edilen bu evlerde yaşayan insan topluluklarının eşyaları ve inançlarıyla ilgili de bilgi veren Gülsün Umurtak, “Spatulalar, iğneler, tarımı kanıtlayan bıçaklar, yontma taştan havanlar kullanıyorlardı. Kazılarda bunları tespit ettik. Bazı eşyalarda da dinsel inanışlarıyla ilgili fikir veriyor. Burada bereketi ve üretgenliği temsil eden Ana Tanrıça inancı vardı. Ana Tanrıça’nın bütün vücut organları abartılı heykelciklere, küçük sunak masaları var. Bu bölgede bir ayak kültünden söz edibelilir. Pabuç ve ayak şeklinde çeşitli heykelıtraşlık örnekleri var. Yaban keçisi, evcil keçi, yaban koyunu, evcil koyun, domuz, sığır besledikleri geyik avladıklarını biliyoruz. Çeşitli kuş türleri var. Gömülerde ise küçük bebekleri ise evlerin hemen avlularında, bazılarını da evlerinin tabanınınaltına gömdüklerini görüyoruz. Ölülerini toprağa Hoker biçiminde yani ana karnındaki gibi gömüyorlardı. Ama yetişkinlere ait çok az mezar bulduk. Sanırım onları yerleşim dışında bir mezarlığa gömdükleri düşünülebilir.”

EV MUHAFAZA EDİLİYOR

Öte yandan, Prof. Dr. Umurtak’ın sözünü ettiği toprak damlı kerpiç evler bugün Antalyanın Korkuteli, Elmalı ilçelerine bağlı köylerinde halen kullanılmaya devam ediyor. Ancak köylerde yeni inşa edilen binalar ise, betondan yapılıyor. Binlerce yıl öncesine dayanan geleneğe göre inşa edilen toprak damlı evlerin bakımı güç olduğu için üzerine beton sıvalar kaplanıyor. Bazıları ise olduğu gibi muhafaza ediliyor. Çatılarında uydu antenleri olan binlerce yıllık mimari geleneğe göre inşa edilen bu evler yazın serin, kışın ise ılık tutuyor. Betona göre daha sağlıklı olduğu söylenen bu evlerin giriş katı ahır ve samanlık, üst katı ise yaşam alanı olarak kullanılıyor. Bazılarının çatısında ise köşk adı verilen birimler yer alıyor.

Kaynak: Akşam


Yorum yazmak için


Eskişehir Yüksek Hızlı Tren Garı Projesi, Dünya Mimarlar Topluluğu’nun 2020 Dünya Mimarlık Ödülü’ne (World Architecture Award) layık görüldü.           Eskişehir YHT Gar Projesine dünya ödülü geldi. Yüksek Hızlı Tren Garı projesi Dünya Mimarlar Topluluğu tarafından verilen 2020 Dünya Mimarlık Ödülü’ne (World Architecture Award) proje dalında layık görüldü. 2018’de tasarlanan Eskişehir Yüksek Hızlı [...]
ARŞİV
Subscribe