Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Forum
ANA SAYFA
Barınma Hakkı Temel Olmalıdır
Share 15 June 2007

Ankara’da geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen ve siyasetten enerjiye, eğitimden kültür ortamına, sosyal haklardan sağlık haklarına değin çeşitli konuların ele alındığı “Halkın Hakları Forumu” içinde bir atölyede de “Barınma Hakkı” oluşturuldu.

Barınma hakkı temelinde kent sorunlarının, kentsel dönüşümün, planlamanın tartışıldığı forumda İstanbul’dan “Mahalleler Konuşuyor” platfomundan çeşitli mahalleler kendi deneylerini aktarmak için oradaydı.

Yine İstanbul’da geçtiğimiz haftalarda yayınladığımız “Mahalleler Konuşuyor Sonuç Bildirisi” içinde olduğu gibi bu toplantının sonunda da bir sonuç bildirgesi gündemimize geldi.

DÖNÜŞÜMÜ BURADAN OKUMAK

Dönüşümü çeşitli noktalardan değerlendirdiğimizde hem sosyal hem de bilimsel boyutlarıyla tartıştığımızda, neredeyse dünyanın biricik vazgeçilmez gidiş rotası üzerinde küresel gelişmenin ve onun ‘doğal sonuçlarına’ varıyor, önümüzdeki gerçekliği daha ziyade anlama ve bu biçimiyle de kabule yakın bir çizgiye giriyoruz.

Ancak toplum kesimler arasında bir de kent yoksullarının, genel olarak yoksul ve yoksun katmanların yaşamlarını pek de olumlu yönde değiştirmeyen bu “dönüşüm” kavramına karşı tepkileri var. Diyorlar ki, “Sermaye neo-liberal dönüşüm içinde yeniden kentleşirken, önünde hiçbir değer ve kural tanımadan yıkıcı bir güç olarak ilerlemektedir. Bu yıkıcılık kimi zaman bir kamu arazisini-kamu işletmesini bir otel, alışveriş merkezine çevirirken kimi zaman bir gecekondu alanını lüks konut alanına dönüşmektedir.”

Medya ortamında gündeme gelen Galataport, Haydarpaşa gibi büyük projelerin yanı sıra bu denli büyük olmayan ama sonuçta daha geniş toplulukları ilgilendiren planlama girişimleri var. Gelişmeleri izleyen ve ona seyirci kalmayan mahalleliler artık kendi yaşam alanlarının değişimi üzerinde söz almak ve aktör olmanın yollarını arıyor.

KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJELERİ

Yine son yıllarda kentsel dönüşüm yasası taslağı ve bu konudaki yaklaşımlar tartışılan ve tartışması süren konular. Bir kentin dönüşümün hangi dinamiklere dayalı olduğu, hangi sosyal ve ekonomik politikalara göre yapıldığı ve kamuoyunun sahici katılımın ne şekilde ele alındığı doğrusu işin niteliğini belirliyor.

Bu forumda dünyadaki değişimler ve küreselleşme bağlamında yapılan çalışmalar sırasında dönüşüm konusuna da farklı bir açıdan değerlendirmeler geldi. Onlar konuyu “Kentsel Dönüşüm projeleri ile sosyal adalet, barınma hakkı, kamu yararı ve kent planlama bütünselliği hiçe sayılarak, yoksul emekçi halk kitlelerinin başlıca yaşam alanları, rantın yeniden paylaşımı ve pazarlanması sürecinin bir parçası olarak yeni bir yapılaşmaya açılmaktadır. Sonuçta Kentsel Dönüşüm projeleri başta temel insan haklarından biri olan barınma hakkını ihlal eden sosyal ve fiziki yıkım projelerine dönüşmektedir. Kentsel dönüşüm uygulamaları barınma hakkını gasp edilen insanlara hiç bir söz ve karar hakkı verilmeden, yaşam alanlarından çıkarılan insanların sosyal, ekonomi koşulları göz önünde tutulmadan yaşama geçirilmektedir.” biçiminde değerlendirdiler.

Kamu kaynaklarının kullanımı, bunların şeffaflığı ve kamusal kurumların (meslek odalarının vs) kaynak denetimini uzmanlıkları çerçevesinde yapmaları hep gündemimizde ama bir türlü tam olarak başarılamayan konular olarak duruyordu. Forumda bu hususa da” “Kentsel dönüşüm projeleri ile kamusal kaynaklar, kent mülkiyet ve kullanım hakları, kentsel ekonomik kaynaklar ve varlıklar genel olarak sermayeye, birçok durumda da ulus ötesi sermayeye transfer edilmektedir. Yönetenler sosyal adaleti, temel insan haklarını yok sayarak Kentsel Dönüşüm Projelerini yaşama geçirirken aynı zamanda toplum yararını, bilimi, hukuku, çevreyi, doğal, tarihsel ve kültürel mirası görmezden gelmektedir. “ diye değinilmiştir.

BARINMA HAKKI

Barınma hakkı temelinde oluşturulan görüşler ise “Kent topraklarına rant yaratma mantığıyla baksan bu uygulamalar, büyük kentleri sadece yoksullar için değil, orta sınıflar açısından da yaşanamaz hale getirmektedir. “Herkese bir ev” söylemleri ile gündeme getirilen Mortage finansman sistemiyle insanların barınma hakları
finans sermayesinin ve konut yatırımcılarının insafına bırakmakta, kamu emekçileri için lojman talebini tamamen gündemden düşürmekte, üniversite öğrencileri için ise eğitim hakkının bir parçası olarak barınma hakkını can yakıcı gündelik bir sorun haline getirmektedir. Genel olarak kentlerde yaşanan bu dönüşüm, özelde de kentsel dönüşüm projeleri barınma hakkını açıkça ihlal ederken, bu alanlarda yaşayan yoksul emekçilere yaşadıkları mekanların düzenlenmesine ilişkin söz ve karar hakkı verilmemekte, onların içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik koşullar yok sayılmakta ve kamu hizmetlerinden de yoksun bırakmaktadır. “ denmektedir.

Forumda tarihsel süreç ve çözümlemeler için özetle, “Gecekondular, 1950′li yıllardan itibaren kentlerimizde yaşanan sanayileşme sürecine paralel olarak ortaya çıkan ucuz işgücü açığını kapatmak üzere bir toplumsal uzlaşma sonucu oluşmuş alanlardı. Geçmişte ortaya çıkan toplumsal uzlaşmanın esası, kentlerde standardı düşük ve plan dışı bu gelişmelerle emekçiler kendi barınma sorunlarını çözmek üzere gecekonduları inşa ederken, bunun emeğin maliyetini düşürmesi; gelişmekte olan sanayiye ucuz emek sağlaması; gecekonducular tüm yerleşim maliyetlerini kendileri karşıladıklarından göçün devlete yükleyeceği sosyal harcama maliyetini azaltması idi.

1980′lerden sonra yaşanan süreçte üretim ekonomisinden vazgeçip, tamamen rant ekonomisine teslim olunmuş ve üretim ekonomisinde ucuz işgücü talep edilen emekçilerin, bugün rant ekonomisinde evleri talep edilir hale gelmiştir. Hiçbir toplumsal uzlaşma aranmadan gecekonduda yaşayanlar işgalci, rantiye, haksız kazanç elde eden kesimler
Olarak suçlanarak, evlerinden, bulundukları semtlerden sürülmek istenmektedir.

İşte Halkın Hakları Forumu’nun Barınma Atölyesi tamda bu koşullarda kentsel dönüşüm süreçleri karşısında yıkım tehdidi altındaki mahallelerdeki direniş deneyimlerini ve bu tehdit altındaki çeşitli bölgelerin temsilcilerini bir araya getirdi. “ denilmiştir.

ATÖLYE SONUÇ BİLDİRİSİ
Bu atölyede katılımcıların yaptığı çalışmalardan ortaya çıkan vurgular ve talepler şunlardır.

• Neo-liberal projenin kentlere müdahalesi kentin bütününe yöneliktir. Gecekondu alanlarına yapılan müdahale bu saldırının bir parçasıdır. Bu bütüncül saldırı ve kente karşı işlenen suç karşısında verilecek mücadele, konut ve mahalle ölçeğine sıkışmadan, kent bütününe yönelik talepleri içermek durumundadır.
• Bugüne değin barınma hakkına ilişkin çabalar, çok yakıcı biçimde yaşanan yıkım tehdidinden “en az zararla kurtulmasından”, bu süreci gerçek bir toplumsal mücadeleye “barınma hakkı” mücadelesine evriltme çabalarına kadar geniş bir aralıkta sürmüştür. Atölye çalışmaları varılan ortak noktalardan birisi barınma hakkı mücadelesinin benim konutum-kendi mahallemiz ölçeğinin ötesine taşınmadığı ve öncelikle diğer süren barınma hakkı temelli mücadelelerle, ikinci etapta da gecekondu alanlarında yaşamayan ancak neo-liberal saldırının mağduru diğer sosyal sınıflarla mücadele ortaklıkları kurmadığı sürece bir sonuca ulaşamayacağıdır. Bu ortak tespit, barınma hakkı mücadelesini sürdüren kesimlere, aynı konumdaki başka mahallelerle ilgili süreçleri de yakından takip etme, orda yaşana olumlu olumsuz tüm deneyimleri kendi mücadelesi için kullanma ve oralara yapılan tüm saldırıları kendi mahallenize karşı yapılmışçasına tavır alma görevi yüklemektedir. İçinde bulunduğumuz süreç, barınma hakkı mücadelesini sürdüren kesimler için eğitim ve sağlık hakkından başlayarak kadın hakları, çalışma hakkı temelinde sürdürülen mücadeleler ve diğer kentsel mücadele süreçleri ile ilişkilenme zorunluluğu yaratmaktadır.
• Barınma hakkı mücadelesi, sadece mevcut yapıyı koruma ile sınırlı perspektif olamaz. Barınma hakkı mücadelesi yaşanan semtin, yaşanan kentin sorunları ve ihtiyaçları ve somut talepleri, çözüm önerileri ile donatılmış bir programa ve kent yönetiminde söz ve karar hakkı talep eden bir içeriğe kavuşturulmalıdır.
• Barınma hakkı mücadelesi, yaşanan diğer sosyal hak kayıplarının kazanımını ve yeni haklarla donatılmasını kendi mücadele konusu haline getirerek, toplumun diğer kesimleri ile kurduğu ittifakı güçlendirmeli ve bu kesimlerin yürüttüğü mücadeleye güç katmalıdır.
• Mahalle ölçeğinde, barınma hakkı üzerinden yürütülen mücadelenin yarattığı örgütlülük sadece bir ilk adımdır. Bu örgütlülük mahallelerin özne olduğunun farkına varmasına, süreçle içersinde bilgilenme ve bilinçlenmelerine olanak sağlamaktadır. Ancak mahalle içi örgütlenmelerden oluşan toplumsal hareketin yarattığı kitlesel güç, diğer mahallelerle birleştiğinde siyasal bir güç haline dönüşebilir. Bu anlamda kentsel, bölgesel ve ülkesel birliklerin oluşması, toplumsal hareketin yaygınlaşması gerekmektedir. Mahallelerde yürütülen mücadelelerden ortaya çıkan barınma hakkı talebi siyasallaşacak ve kentsel yaşama ilişkin bütüncül taleplerle, halkın kent hakkı talebi haline gelecektir. Halkın kent hakkı, kentsel alandaki bütün kullanım ve hizmetler üzerinde söz sahibi olmasını ve eşit bir şekilde faydalanmayı gerektirir.
• Barınma hakkı mücadelesinin, üniversiteler, demokratik kitle örgütleri ve meslek odaları tarafından desteklenmesi diğer toplum kesimleri ile bütünleşmesi ve bilimsel ve mesleki alanda sorunun tartışılması açısından son derece değerli bir süreçtir. Bu sürecin kalıcı ve kurumsal ayaklarının oluşturulması gerekmektedir.
• Toplumsal hareketin sürekliliği ve gücü, kapsayıcılığından kaynaklanacak kitleselliğe, demokratik yöntemler üzerinden geliştirilecek temsiliyete, karşılıklı öğrenme üzerinden bilgi biriktirme ve bilinçlenmeye ve nihayet politik bir dil oluşturmaya bağlıdır.
• Gündemde bulunan Kentsel Dönüşüm Yasası, barınma hakkı sorununun iyice ağırlaştırmaktadır. Bu nedenle, gerek yasanın iptal edilmesi için gerekse de bu bölgelerde yaşayanların yasal haklarını kullanması ve bu hakların geliştirilmesi için hukuksal çalışmalara da ağırlık verilmelidir.

Barınma hakkı mücadelesi programının temel başlıkları şunlardır..

• Tüm insanlar gibi gecekondu alanlarında yaşayanlar, sağlıklı bir kentsel çevrede yaşama ve barınma hakkına sahiptir.
• Belgeli belgesiz ayrımı gözetilmeden, barınma hakları göz ardı edilmeden, şu anda mahallede yaşayanlar açısından kentsel dönüşümün sosyal bir yıkıma dönüşmesi engellenmelidir.
• Gecekonduda yaşayanların on yıllardır yoğun bir çaba ve emekle ürettikleri, sosyal ve kültürel kimliklerini yansıttıkları bu mekanlarda işgalci ilan edilmesi kabul edilemez. Bu alanlarda yaşayanlar yaşadıkları mahallelerden uzak yerlerde iskan edilmemeli, kiracıların da barınma hakkı güvence altına alınmalıdır.
• Çok uzun dönemli olarak borçlandırma yolu ile konut sahibi yapma vaadi zaten dar gelirli olan bu kesimlerin geleceğini ipotek altına alacak bir uygulamadır.
• Yaşam alanlarında yapılacak her türlü değişiklik sürecinde tüm insanların söz, yetki ve karar hakkı olmalı; kentte yaşanacak dönüşüm süreçleri o kentte yaşayanların ortak ihtiyaçlarını ve kamu yararını temel alan bir biçimde şekillendirilmelidir.
• Kamu arazileri kentlerin geleceğidir, her geçen artan kentsel ortak kullanımların sağlanabilmesi için kamu arazilerinin satışı durdurulmalı, bu şekilde satılmış araziler geri alınmalıdır.
• Kentin tüm doğal, tarihsel ve kültürel değerleri tüm kent halkının yararlanacağı şekilde düzenlenmelidir.
• Yaşadığımız kentler eğitim, sağlık, su, çevre, ulaşım gibi diğer tüm kamusal hakları gözeten bir biçimde tasarlanmalıdır.
• Barınma hakkı eğitim hakkının bir parçası olarak kabul edilmeli, ihtiyacı olan tüm öğrencilere ücretsiz, eşit nitelikli barınma olanağı sunulmalıdır.

Kaynak: Sendika.org

3 Yorum
  1. barınma hakkı muhakkak ki temelde olmalıdır oysa yapılan genel konuşmalarda ve savunmalarda dolaylı olarak mülkiyeti savunuyorlar. yine mülkiyet temelli bir hak aramanın daha muteber olduğunu daha çok taraftar bulduğunu dahası kendisini kamu savunucusu ve sol sayanların bu dolayımlı savunmanın içine düştükleri görülmektedir. oysa işin temelinde barınma hakkı olmalıdır. iyi ama mülkiyetini geliştirmek isteyenlerin ardına fazla düşerseniz bu gözettiğiniz temel ilkenin elinizden çıktığını göremezssiniz.

    filiz gündeş | 20 October 2009

  2. Barınma hakkını mülkiyet hakkının önüne koyabilen sol çevreler ve emek yanlısı olduğunu söyleyen odalar dahil kimse bu güne kadar doğru dürüst açıklayamadı. Bu kentin çarpık gelişmesinde bu gecekonduculuk ve ne yapsam sonra benim olur küçük mülkiyetçi anlayış var. Oysa temel olan barınma hakkıdır.

    Derya Çiçek | 10 March 2010

  3. konut ve özellikle barınma aksının toplumsal özellik taşıyan özü nedeniyle üzerinde daha fazla özen göstermek icap eder.

    Vahide Yalçın | 10 October 2012


Yorum yazmak için


 Mimari: Foster + Partner Bina tipi: Lüks karışık kullanımlı konut geliştirme – üçlü konut kuleleri İşveren: Bandar Raya Developements Berhard Danışmanlar: Singapur ağ yapıları, Northcroft, Valdun (Jurutera Perunding Valdun Sdn Bhd), Seksan Dizayn İnşaat başlangıçı: 2005 Brüt alan: 95,000 m2 toplam zemin alanı: 75,000 m2 Arsa alanı: 8.600 m2 Maksimum yükseklik: 204m Fotoğrafçı: Nigel Young Foster [...]
ARŞİV
Subscribe