Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Forum
ANA SAYFA
Toplumcu belediyecilik
Share 14 October 2008

RUŞEN KELEŞ & BÜLENT DURU / Radikal2

Türkiye solunu temsil etme iddiasındaki partileri, 2009 Mart’ında büyük bir sınav bekliyor: Yerel seçimler. Şunun şurasında altı aydan az bir zaman kalmasına karşın CHP ve DSP’de bu fırsatı değerlendirecek bir farkındalık, bir hareketlilik görülmüyor. Ankara, İstanbul ve İzmir’deki seçmenler henüz solun adaylarını bilmiyorlar bile. Belki de yıllardan beri tutucu sağın yerel yönetimlerde kurduğu üstünlük, solu yerel seçimler için canla başla çalışmaktan alıkoyuyor. Haksız da sayılmazlar. Özellikle büyük kentlerde AKP uzunca süredir iktidarı ele geçirmiş durumda. Yapılan kamuoyu yoklamaları bugünkü eğilimin gelecekte de süreceğini gösteriyor.

toplumcubelediye.Jpeg

Merkez sol açısından önümüzde duran bütün bu umutsuz tabloya karşın yine de yapılabilecek şeyler varmış gibi geliyor. Ne yapmalı?

Yapılabilecek yeni şeyler için öyle çok da uzaklara gitmeye gerek yok. Birazcık sol siyasetin geçmiş deneyimlerine, birazcık da AKP’li belediyelerin yaptıklarına bakmak yeterli.

Önce, “unutulmuş bir reçete” olarak nitelendirdiğimiz sol siyasetin geçmiş başarılı girişimlerine gözatalım. Bugünkü kuşakların sandığının tersine, solun yerel düzeyde iktidara geldiği, bir bütün olarak siyasete ve topluma umut aşıladığı dönemler de var.

1973 ve 1977 yerel seçimlerinde solun uygulamaya çalıştığı “Yeni Belediyecilik Anlayışı”, bir başka deyişle “toplumcu belediyecilik” yaklaşımı bunlardan ilk akla geleni. Ankara, İstanbul ve İzmit belediyelerinde, Fatsa’da, halkın gücüne dayanarak gerçekleştirilmeye çalışılan ve 12 Eylül darbesi ile kesintiye uğrayan bu deneyimlerden elde edilen dersler, solun içinde bulunduğu çıkmaza çözüm olma gizilgücünü taşıyor. “Demokratik-katılımcı, üretici; kaynak yaratıcı; yönlendirici; düzenleyici, birlikçi-bütünlükçü belediye” biçiminde özetlenebilecek ilkelere dayanan toplumcu belediyecilik, aradan 30 yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına karşın, halka dayanacak, gerçek sol değerlerden güç alacak bir yerel iktidarın anahtarı olmaya devam ediyor. Bugün de, toplumcu belediyecilik anlayışını yaşama geçirmeye çalışan ÖDP’nin Hopalı belediyesinin başarısının ardında aynı değerler bulunuyor.

AKP’li belediyeler yozlaştırıyor

İkinci olarak, AKP’li belediyelerin yönetim biçimine bakılmasından söz etmiştik. Yerel yönetimlerde solu temsil etmeye girişenlerin, yukarıda saydığımız ‘toplumcu belediyecilik’ ilkelerini AKP’li belediyelerin yıllardan beri, kendi dünya görüşleri ve değerleriyle harmanlayarak yaşama geçirmekte olduğunu görmeleri gerekiyor. Bu belediyelerde, katılımcılığın popülizme, kaynak yaratıcılığın işbitiriciliğe, birlikçiliğin cemaatçiliğe dönüştürülmesi, bir anlamda ‘toplumcu belediyecilik’in dini değerlerin sömürüsüne dayanan politikalarla yozlaştırılması da gerçeği değiştirmiyor. AKP’li belediyeler, güçlü yerel çalışma grupları, cemaatleri, kendilerine özgü çalışma biçimleri ile halkın büyük bölümünün desteğini almış görünüyorlar.

Yerel yönetimlerde solun etkisizliği ile toplumcu belediyecilik ilkelerinin unutulmuşluğu arasında bir bağ olduğunu söylemek çok da yanlış olmayacaktır. Yalnızca AKP eleştirisinden ya da laiklik vurgusundan güç almaya çalışan, halkın gerçek gündemini dışarıda bırakan programların başarı düzeyi ortada…

Gerçek bir sol yerel yönetim programı, yalnızca sermaye sahiplerinin, belli bir eğitime ve düzenli bir gelire sahip olanların, kentsel yaşam değerlerini benimsemiş kimselerin isteklerine değil; kentin kıyısında kalmış gecekonducuların, yoksulların, dışlanmışların, ötekilerin beklentilerine de yanıt vermelidir. Türkiye solu yerel düzeyde, kurulu düzenin gereklerine değil, halkın gerçek gereksinimlerine dayandığı zaman başarılı olacaktır. 1973 ve 1977 seçimlerinde alınan sonuçlar da bu savı doğruluyor. CHP’nin o seçimlerde kazandığı başarının, yine tutucu bir iktidara, Adalet Partisi dönemine denk geldiği unutulmamalı.

Solun en azından yerel yönetimlerde özüne dönmesi ‘toplumcu belediyecilik’le gerçekleşebilecektir. Bu anlayış yerel seçimlerde başarıyı getiremese de, en azından solun gerçek değerlerini hatırlamasına katkı sağlayacaktır.

2 Yorum
  1. yerel yönetim seçimleri yaklaşmaya başladı. örnek sayılacak belediyecilikler parmakla sayılabilecek kadar az. bazılarına göre durum bunun tam tersi. yani herşey iyi herşey güzel… alternatif bir anlayış seksenlerden beri o kadar çok yer bulamadı 12 Eylülden beri. Fatsa’yı biliyoruz. Oradaki halkla ilgilenme biçimlerini, içeriğini muhafazakar-islamcı argümanla doldurarak önce refah sonra akp uygulamaya başladı ve gözle görülür başarı temin etti. tam tersi bir içerikle ama kitlelerin sahibi olarak, onlara ilgi göstererek, onların sorunlarını (çözmemiş olsa bile) konuşarak bu noktaya geldiler. yıllardır halk yoksullaşırken bir eliyle toplumu fakirleştiren iktidar güçleri diğer eliyle onun sorunlarına kulak verdi, yardımlar, sadakalar ulaştırdı. ama hep halkın yakınında kaldı, sofrasına oturdu, çayını içti, bir torba erzak götürüp elini öptü,…
    bu kaygan zeminde bir çok burada sayılmayacak kadar çok nedenle sol güçler alanın dışında kaldı. yeni bir durum için yeni bir vaziyet oluşturamadı. sonuçları hep birlikte yaşadık şimdiye kadar.

    bu yerel seçimler kısmi başarılara toplumu götürebilir mi acaba? umuyorum, diliyorum…
    saygılar

    ömer kesim | 14 October 2008

  2. Fatsa. Toplumcu belediyecilik denince bu işin ülkemizdeki tarihi oradan başlar. Yerel yönetimin yerel bir iktidar değil komitelerle, toplum kesimlerinin kararlarıyla yönetildiği, kararların görüşmelerle alındığı ilk yerel yönetim deneyimi. Bu deney kısa ama etkisiyle bütün bir egemen anlayışı değiştirdi. Farklı kopyaları sürümde olabilir. O kopyalar hiç bir zaman halk iktidarı, kollektif karar alma mekanizmalarını, yeni bir geleceği vaad etmez. O bakımdan Fatsa’nın devrimci yolu bu güne kadar aşılamamış, halen umudun pınarı, halen bir ışık olarak yanmaktadır.

    seza öztürk | 15 October 2008


Yorum yazmak için


PROSTEEL 2014 SONUÇLARI BELLİ OLDU! Yarışmanın jüri raporu için tıklayınız. Resimleri büyütmek için üzerlerine tıklayınız.     Türk Yapısal Çelik Derneği tarafından Borusan Mannesmann ana sponsorluğunda düzenlenen 14. PROSteel Çelik Yapı Tasarımı Öğrenci Yarışması sonuçlandı. Bu sene toplam 31 grubun katıldığı yarışmada ipi Yıldız Teknik Üniversitesi ekibi göğüsledi. Ana sponsorluğunu Borusan Mannesmann’ın yaptığı PROSteel 2014 [...]
ARŞİV
Subscribe