Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
Tüm Yazı-Yorumlar

Kanalcılar, “Bunlar Boğaz Köprüsü’ne de karşı çıkmışlardı” diyorlar. Evet, doğrudur. Aradan geçen 50 yıl, o gün karşı çıkanların söylediklerini doğruladı. »


Sansaryan Han’da toplam 36 hücre vardı o günlerde. Bu hücrelerden 6’sı küçük de olsa bir penceresi bulunduğundan, diğerlerine oranla daha havadardı. İkisi dışında, öteki hücreler penceresizdi, hava alacak bir delik bile yoktu. Hücrelerden lağım ve zehirli su akıtıldığı da sır değil. Bodrum katta ve 8′inci kattaki tabutlukları ise oralara tıkılan sağdan soldan her tutuklunun anılarında vardır. »


Kanal İstanbul projesiyle ilgili tartışmalar her geçen gün daha fazla gündemde kalmayı sürdürüyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, cuma günü Hereke’de dinleyicilerin kafasına çay poşetleri fırlatmadan önce, şu veciz cümleyi sarf etti: »


Mimarlar Odası Merkez Yönetim Kurulu üyesi Selma Aslan, Sur ’un tarihi sit alanı olduğuna dikkat çekerek, “Orada yapılan bu çalışma kimliksizleştirmek ve tarihi unutturmak amaçlanarak yapıldı. Bölge kültüründen uzaklaştırılmak isteniyor” dedi.

»


Kanal İstanbul sonrası en büyük sorun su ve gıda olacak, Anadolu’nun bütün tarım ürünleri İstanbul’a akacaktır. Ancak verimsiz geçen bir dönem bu akışın bozulması demektir. Yeni imar yasalarında her apartmanın bodrum katında büyük erzak ve su depolarının olması zorunlu olabilir, hatta gıda mafyası ve karaborsa gıda piyasası oluşabilir. »


Geçtiğimiz günlerde Haydarpaşa’daki arkeolojik kazı alanını gezme fırsatı buldum. Bu konuyla ilgili bilgilendirme yazıları yazacağım. Ama önce şeytanın avukatlığını yaparak aklıma gelenleri dile getirmek istiyorum. Hemen ifade edeyim.. Hayal kırıklığına uğradım. »


Dicle’nin iki yakasında betondan bir kefene sardılar, köklerimden kopardılar beni!
Ankara’dayım. »


İstanbul Kadıköy Lisesi öğretmenler odasındayım, dersimin olmadığı boş bir zaman dilimi… Ancak tanıyanlar bilir, bizde boş yok! Kağıt, kalem ve hayatın içinden günceli takip eden eğitimci arkadaşlarım oldukça bizde hareket başlıyor. »


Haydarpaşa konusu 2004 yılında başlamıştır. O yıllarda Mimarlar Odasında yöneticiydim. Konuyu anladıktan sonra 2005 yılında oradaki çalışanlarla irtibat kurduk. Onlar ‘İşimizi kaybetmeyelim’ tedirginliğindeydiler. Birlikte olduk. Bir süre sonra Kamu ve Toplum Yararı anlayışıyla etkinlik yaptık. Haydarpaşa Dayanışmasını kurduk. »


1972 ilkbaharında ülkede neler yaşanmaktadır? 12 Mart birinci yılını doldurmuş, kentlerde sıkıyönetim vardır, evler basılmakta, kitaplar toplatılmaktadır. Böylesi bir ortamda Anday ve iki arkadaşı; Şadi Çalık ve Oğuz Akkan birkaç günlük bir tatil için İstanbul’dan kalkarlar İzmir’e, Urla’ya gelirler. »


Arif Atılgan /

Buradaki kültür kelimesi bilgilendirme fiilini, turizm kelimesi satmak fiilini akla getirmektedir. Bilgilendirme satmak amacıyla yapıldığında bilgilendirme olmaktan çıkar. »


Birkaç aydır “Depremciler” konuşmaya başlamıştı.. Ve deprem oldu.. Onlarla ilgili konuşmak istemiyorum. İnsanları korkutuyorlar. Biri hariç..

 

En çok konuşulan konu Toplanma Alanları. Ancak Toplanma Alanında toplanabilmek için önce binalardan çıkabilmek gerekir. Binalarımızdan demiyorum. Zira deprem anında kentin hangi binasında olacağımız belli değildir. Bu anlamda sadece kendi binamızın güvenli olması yeterli olmaz. Tüm kentin binalarının güvenli olması gerekmektedir. »


   Deprem ve kötülük!
30 September 2019

İstanbul’u 5.8 şiddetinde sallayan deprem 1999 Marmara Depremi’ne dönmemize neden oldu. Gördük ki, 20 yılın sonunda depreme hazırlıklılık konusunda işler daha da kötüleşmiş! Binlerce insanın yaşamını görmezden gelen bu vurdumduymazlığı nasıl açıklayacağız? AKP iktidarını sorumlu tutmak kolay ama bu derece akıl dışı bir anlayışın nasıl bu derece uzun süre iktidarda kalabildiğini açıklamak o kadar kolay değil! »


Kentlerde kamusal alanlara konulan anıtlar ve zaman içinde bu anıtları gördüğü itibar veya olumsuz tepkiler herhalde toplumların değer yargılarını, orada yaşayanların toplumsal ruh hallerini okumak için iyi bir araç olmalı. »


9 yaşımdaydım. Babam ablamın kaydolacağı okulu görmeye Beni de götürmüştü. Cennet gibi bir bahçe içinde aydınlık beyaz bir köşk.. Mahmut Muhtar Paşa Köşkü..

 

1880lerde yapılmış.. Bir İtalyan mimara ait olduğu söylenir.

 

1895 yılındaki depreme kadar İngiliz asıllı Barker ailesi yaşamış. Depremden dolayı konakta bir hasar olmamış ama tedirgin olan aile İstanbul’dan taşınmış. »


Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 ... 61 62 63 Sonraki

Tarihi Yarımada’da bulunan Süleymaniye ve çevresi savaştan çıkmış gibi. Haliç ‘manzaralı’ semtte kentsel dönüşüm sürerken tarihi ahşap cumbalı evler yakılıyor. Mahallelinin beyanına göre bu yangınlar bilinçli şekilde çıkarılıyor.
ARŞİV